56Ayetlerimizi yani Kur an'ı ve diğer mucizeleri inkâr edenleri. büyük ve tutuşturulmuş bir ateşe atacağız. Derileri pişip yandıkça, azapları artsın diye onların yerine yeni deriler yaratarak yanan derilerini değiştireceğiz. Böylece, yanan deri yerine, eski derinin tıpkısını Koyacağız ve yeniden yanacak ve azap yenilenmiş olacak. Netice olarak deri başka bir şekilde tekrar yaratılacaktır. Bu, meselâ bir yüzüğün eritilip yeniden yüzük yapılması gibi olur. İkinci yüzük birinci yüzüğün aynıdır, değişen dökümdür. Burada akla, şöyle bir şey gelebilir. İlk yanan deri, inkârcı ve âsî deridir. Kendisine azap edilir. Fakat sonradan yaratılan deriye niçin azap ediliyor? Böyle bir şey caiz midir? Bu soruya şöyle cevap veririz: Yapılan azap, görünürdeki deriye değil, bizzat isyan eden zatadır. İsyan eden kişi, aynı kişidir ve azap da onadır. Yapılan bu azabı tatmaları için, devamlı bir surette kendilerine azap edilir. Bu azap hiç kesilmez. Bu durum, değerli bir insana: ”Allah seni yüce kılsın" demeye benzer. Bunu söylediğinde ”Allah senin yüceliğini devam ettirsin ve artırsın" demek istemişsindir. Hasan Basrî şöyle der: ”Ateş onları, hergiin yetmiş defa yer. Her yeyişinde de onlara 'dönün' denir ve oldukları gibi dönerler." Merfu' olarak rivayet edilen bir habere göre, inkarcı insanın derisi yetmiş arşın, dişi Uhud tepesi kadar ve üst dudağı da, göbeğine kadardır. Şüphesiz Allah’azizdir. Hiçbir şey ona güç olamaz, her şeye gücü yeter. Hakimdir. verdiği her cezayı, ilim ve hikmetle verir. Rivayet edilir kı Allah'ı tek olarak tanıyan milletlerden, büyiik günahları işleyen, tevbe etmeyen ve pişman olmayarak ölenler, çeşitli biçimlerde cehenneme giderler. Ateş, bunların bazılarının ayaklarına kadar ulaşır, bazılarının dizine kadar ve bazılarının da boynunlarına kadar ulaşır. Bu durum günahlarına ve amellerine göre olur. Orada, bazıları bir ay, bazıları da bir yıl kalır ve sonra çıkar. Orada en uzun kalış, dünya ölçüsü olarak, dünyanın yaratılışından yok oluşuna kadardır. İbn Semmâk, nefsini kınama konusunda diyordu ki: ”Ey Nefis! Zâhidlerin sözünü söylüyor, münafıkların işini yapıyorsun ve bu halinle de cenneti arzu ediyorsun. Heyhat! Heyhat! Cennet, diğer topluluklarındır. Sana yazıklar olsun! Kisra'nın, Kayser'in ve Firavunların modasına uyup, cennette benim de Hazret-i Peygambere arkadaş olmamı istiyorsun. Bu nasıl olabilir?" Anlatıldığına göre, Yezid b. Mersed'in bir an bile göz yaşı dinmiyor ve ağlaması durmuyormuş. Bunun sebebini soranlara şu karşılığı vermiş: ”Allah beni, işlediğim günahlardan dolayı, sadece hamama hapsedeceğini söylemiş olsaydı, göz yaşımın dinmemesi gerekirdi. Halbuki Allah, üçbin yıldır tutuşturmuş olduğu cehenneme atacağını söylüyor. O cehennem ki, ilk bin yılda kıpkırmızı olmuş, ikinci bin yılda bembeyaz olmuş, üçüncü bin yılda ise ateşin hararetinden dolayı simsiyah olmuştur. Orası, karanlık gece gibi, simsiyahtır. Nasıl göz yaşı döküp ağlamayalım ki?" Ebû Hureyre (radıyallahü anh) da şöyle der: ”Günahkâr insana verilen nimete gıpta etme. Çiinkü onun arkasında hasis bir istekli var. O da cehennemdir." Âyet-i kerimede: ”Ateş dindikçe, alevini artırırız" (İsrâ: 97) buyurulmuştıır. Hadis-i şerifte şöyle buyurulur: ”Kimin gayesi, ahireti kazanmak olursa, Allah ona kuvvet verir ve kalbine zenginlik koyar ve dünya ona boyun eğer. Kim de dünyayı kazanmak isterse, Allah onun işlerini parçalar ve fakirliğini gözii önüne getirir. Dünyadan da, kendisine takdir edilenden başkasını alamaz. |
﴾ 56 ﴿