26Bunun üzerine yüce Allah, (Mûsa'ya) şöyle dedi: 'Kırk sene o mukaddes yer, onlara haram kılınmıştır. Bu süre içerisinde oraya girmeleri, ya da sahiplenmeleri yasaktır. Çünkü burası onlara iman etmeleri ve cihad yapmaları şartıyla tahsis edilmişti. Ancak sözlerinden dönmeleri sebebiyle onlara yasaklandı. Kısacası, söz konusu süre içerisinde hiçbirisi oraya giremez!... Ardından, yasaklamak biçimine de: Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. şeklinde açıklık getiriliyor. Artık o fâsık kavim için üzülme', onlar için kederlenme, mahzun olma. Rivayet edildiğine göre Hazret-i Mıısa onlara bedduâ ettiğine pişman olmuş. Bunun üzerine ona denilmiş ki: ”Üzülme, kederlenme, onlar bu cezayı fâşıklıkları sebebiyle hak etmişlerdir." Yine rivayet edildiğine göre bunlar, altıyüz bin savaşçıydı. Kırk sene beklediler. Bu süre içinde her sabah yeniden hareket ediyorlar; akşamleyin bakıyorlardı ki dönüp dolaşıp sabahleyin hareket ettikleri noktaya varmışlar. Öte yandan bulut onları güneşin sıcaklığından koruyor, geceleyin nuranî bir sütun önlerini aydınlatıyordu. Kendilerine kudret helvası ve bıldırcın indiriliyordu. Taşıdıkları taşlardan sularını temin ediyorladı. Cezalı oldukları halde bütiin bu nimetlerle nimetlendirilmelerinin sebebi, cezalarının terbiye edilmelerine yönelik olmasmdandı. En doğru ve güvenilir rivayete göre Hazret-i Mûsa ve Hazret-i Harun da bu şaşkınlık yurdunda, bu Tih Çölünde onlarla beraberdiler. Ancak, Hazret-i İbrahim'in içine atıldığı ateşte yanmaması ve selâmette olması gibi, ve azap meleklerinin Lût kavmini helâk etmek için inişlerinde Hazret-i Lût (aleyhisselâm)'un bu helâkten kurtulması gibi Hazret-i Mûsa ve Hazret-i Harun'a bir azap olmamıştır. Esenlik ve ferah içinde yaşamışlardır. |
﴾ 26 ﴿