48

(Ey Rasûlüm Muhammed!) Sana da geçmiş kitapları tasdik eden, tevhid inancında ve şeriatların esaslarında onlarla uyum içinde olan;

ve onları muhafazası altına alan, onları gözetliyen ve onların lehinde şahitlik yapan

Kur'an'ı hak ile, doğruluk ve gerçekçilik ile

indirdik, Şu halde kitap ehli senin hakemliğine başvurdukları zaman,

aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Allah'ın sana verdiği hükmün doğrultusunda karar ver; çünkü senin şeriatın tiim ilâhi hükümleri ihtiva ediyor.

Onların hevâ ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapına. Haktan ve adaletten yüz çevirip onların arzu ve isteklerine uyma.

Herbiriniz için bir şeriat ve yol tayin ettik. Âyet akışının bu noktasında muhatap değiştirilerek tüm insanlığa sesleniliyor. Yani: Ey insanlar! Ey gelmiş geçmiş tüm ümmetler! Her birinize özgü bir şeriat ve yöntem belirlemişiz..! Meselâ, Hazret-i Mûsa'nın peygamberliği zamanından Hazret-i İsa'nın peygamberliğine kadar geçen ümmetin şeriatı Tevrat'a göredir; onunla amel etmişlerdir. Hazret-i İsa'dan Hazret-i Mulıammed'e kadar gelip geçen insanlar ise İncil'in hükümlerini uygulamışlardır. Siz ise, ey mü'minler! Sizin şeriatınız Kurandır. Ayette geçtiği şekliyle ”Şir'at" veya ”şeriat" gidilen, izlenen yol demektir.

Eğer, Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Bütün asırlar boyunca, dînî hiçbir konuda ihtilafa düşmeyen hepsi aynı dine inanan tek bir topluluk yapardı.

Fakat sizi tek bir ümmet yapmayı arzulamadı;

sizi ümmetlere ayırması, ümmetlere ilişkin ilahî kanunu gereğince

verdikleriyle sizi imtihan etmek içindir. Yüce Allah'ın bu şekildeki tutumu, âdeta, sizi imtihan eden birisinin tavrı ve tutumu gibidir. Başka bir deyimle Allah, her çağa uygun olarak gönderdiği çeşitli şeriatların hükümleri doğrultusunda o dönemdeki insanları sınava tâbi tutmuştur.

O halde iyiliklere koşuşun. Dünya ve ahirette sizin için daha hayırlı olan ve ıvur'an'da yer alan doğru inanç ve salih amellere sarılın; bir yarışma duygusu içerisinde bunları bir fırsat bilin ve bu konuda birbirinizle yarışın.

Hepinizin dönüşü Allah'adır. İnanan veya inanmayan; kim olursa olsun, tüm insanlar O'na dönecektir.

O, ihtilaf etmekte olduğunuz şevi size bildirecektir. Din ve şeriat işlerinden dünyada iken aranızda ihtilaf ettiğiniz konularda hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde inanan ve inanmayan insanların her birisine uygun ceza ve mükâfatları verecektir. Ahirette verilecek ceza ve mükâfatın haber verme şeklinde ifade edilmesi, aralarındaki ihtilâfı ortadan kaldırmak içindir.

48 ﴿