55Sizin dostunuz sadece, Allah, O'nun peygamberi ve mü'minlerdir. Yahudi ve hiristiyanları dost edinmeyin; sizin dostlarınız yalnızca Allah, O'nun Peygamberi ve mü'minlerdir. Dostluğunuzu bunlara tahsis ediniz. Çünkü Allah'a dost olmak, O'nun dışındakileri terketmekle mümkündür. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de Hazret-i İbrahim'in dilinden şöyle buyurulur: ”Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak âlemlerin Rabbidir." (Şuarâ: 26/77) Hazret-i Peygamberin dostluğu da, nefis ve hevânın isteklerine karşı çıkmakla gerçekleşir. Nitekim Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle, buyurmuştur: ”Sizden herhangi birinizin nefsi, benim getirdiğim hakikatlere uymadığı sürece iman etmiş sayılmaz." Başka bir hadiste de şöyle buyuruyor: "Sizden herhangi biriniz, beni kendi nefsinden, malından, çoluk çocuğundan ve tüm insanlardan daha fazla sevmedikçe iman etmiş sayılmaz. Mü'minlerin dostluğu ise, onları din kardeşi kabul etmekle gerçekleşir. Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: ”Şüphesiz müminler kardeştirler." (Hucurat: 10) Hazret-i Peygamber de şöyle buyuruyor: ”Sizden biriniz kendi için istediğini, kardeşi için istemedikçe iman etmiş sayılmaz" Şüphesiz bu müminler: Allah'a boyun eğerek namaz kılan, zekât veren mü'minlerdir. Bunlar namaz kılarlar, zekât verirler, Allah'tan korkarlar, Allah için tevazu gösterirler. Şüphesiz bu açıklamalardan amaç, gerçek ve halis mü'minle, iman iddiasında olup münafık olan kimseleri birbirinden ayırdetmek içindir. Çünkü ihlâs, namaz ve zekâta karşı duyarlı ve ısrarlı olmakla anlaşılır; Allah'a boyun eğmek, O'nun için mütevazı olmak ve O'ndan korkmakla belli olur. |
﴾ 55 ﴿