47Onların gözleri cehennem ehli tarafına çevrildiği zaman da: -ki rivayete göre melek yüce Allah'ın emriyle onların gözlerini cehennem ehli tarafına çevirir- kötü durumlarından dolayı Allah'a sığınarak 'Ey Rabbimiz! Bizi, cehennemde zâlimler topluluğuyla beraber bulundurma' derler. Günah işlediklerinden dolayı Allah'tan korkarak böyle duâ ederler. Rivayete göre sahillerden birisi şöyle der: ”Bir gece beni bir uyuklama tuttu ve uyudum. Rüyamda sanki kıyametin koptuğunu gördüm ve sanki insanlar hesaba çekiliyorlardı. Bir topluluk cennete, bir topluluk da cehenneme götürülüyordu. Cennete geldim ve onlara şöyle nida ettim: 'Ey cennet ehli! Rıdvan mahalli olan cennetler yurduna neyle nail oldunuz?' Bana şu cevabı verdiler: 'Rahman'a itaat ve şeytana muhalefetle'. Sonra cehennem kapısına geldim ve onlara şöyle seslendim: 'Ey cehennem ehli! Cehenneme niçin girdiniz?' Bana şu cevabı verdiler: 'Şeytana itaat ve Rahman'a muhalefetle'. Bir de baktım ki, cennetle cehennem arasında bekletilen bir topluluk var. Onlara: 'Ne oluyor size de, cennetle cehennem arasında bekletiliyorsunuz.?' diye sordum. Şöyle dediler: 'Bizim az bir günahımız ve sevabımız var. Günahlar cennete; sevaplar da cehenneme girmemize engel oldu.' Ağızlarından şu beyitler dökülüyordu: Biz öyle bir topluluğuz ki, bizim büyük günahlarımız vardır. Bizim oraya (cennete) girmemize engel oldu Şaşkın, bocalar bir durumda bıraktı bizi Oraya yönelmemize engel oldu. Uyandığımda hemen şöyle dedim: 'Tevbe ediyor, mağfiret diliyor ve kusurumu itiraf ediyorum." Bil ki, cehennem ehliyle cennet ehli arasında bir perde vardır. Bu perde, beşerî sıfatlar ve nefsânî kötü huylardan ibarettir. Cehennem ehli, cennet ehlini bu perdenin arkasından göremez. Cennet ehliyle de Allah ehli -ki bunlar A'raf ehlidir- arasında bir perde vardır. Bu perde, ahlâkî sıfatlar ve ruhanî güzel huylardan ibarettir. Cennet ehli, Allah ehlini bu perdenin arkasından göremez. Nitekim Allahü teâlâ: ”iki taraf arasında bir perde ve A'raf üzerinde de herbirini simalarından tanıyan erkekler vardır" (A'raf: 46) buyurmuştur. Yani: A'raf ehli cennet ve cehennem ehlini kalb nuru ve karanlığı izlerinden ibaret olan yüzlerindeki işaretlerinden tanır. A'raf, marifet ehlinin yurtları olması dolayısıyla bu adı alınıştır. Allah, marifet ehlini rical (erkekler) diye isimlendirmiştir. Çünkü onlar, Allah'ın dışındaki şeylerde erkeğin kadınlara tasarrufu gibi erkekçe tasarruf etmişler, mâsivâdan hiçbir şey onlara egemen olamamıştır. Nitekim Allah: ”Bir takım erkekler vardır ki, ne ticaret ne de alış-veriş onları Allah'ı anmaktan alıkoymaz" (Nur: 37) buyurmuştur. Allah, havassı zikrederken de ”ricâl=erkekler" le zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: ”...verdikleri sözde duran nice erler (erkekler) var..." (Ahzab: 23) Yine Allah: ”Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır" (Tevbe: 108) buyurmuştur. Çünkü havasla avamın arasını ayırma hususu, hakkı isteme ve himmetin yüceliğinde erkeklikle mümkündür. Böylece A'raf ehli, himmetlerinin yüceliği sebebiyle, beşeriyet seviyesi ve cehennemin aşağı mertebelerinden rûhaniyetin zirvesine ve cennetlerin yüce tabakalarına yükselmişlerdir. Sonra yüce Allah, A'raf ehliyle bir kısım cehennem ehli arasında geçen karşılıklı konuşmayı şöyle anlatır: |
﴾ 47 ﴿