49

Kendilerini Allah'ın, rahmetine erdirmiyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı?' diye seslenirler. Bu, kâfirlerin reisleri olan adamlara A'raf ehlinin sözlerindendir. Aynı zamanda dünyada kâfirlerin hakaret etmiş olduğu zayıf müminlere işarettir. Kâfirler onların cennete giremiyeceğine açıkça yemin ediyorlardı. Bu şekilde seslendikten sonra A'raf ehli, cennet ehline, yani fakir Müslümanlara dönerek derler ki: Kâfirlerin reislerine inat

'girin cennete, artık cehennem ehlinin korktuğu bir sırada

size korku yoktur ve siz cehennem ehlinin üzüldüğü bir sırada

üzülecek de değilsiniz.' Âyette, mal, büyüklenme, yardımcı ve taraftar çokluğu sebebiyle övünme kınanmaktadır.

Bil ki, mal sevgisi ve büyüklük taslamak, kötü huylardan olup, nefsin onlardan temizlenmesi gerekir. Nitekim peygamberlerimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle duâ ederdi: ”Allah'ım! Benim yaratılışımı da, huyumu da güzelleştir." Allah da onu şöyle övmüştür: ”Ve sen elbette yüce bir ahlâka sahipsin." (Kalem: 4)

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) fakir ve yoksullarla bir arada oturur, onlarla beraber yerdi. Çocuklara uğrar, onlara selâm verirdi. Adamın birisi geldi. Peygamberimizin heybetinden tirtir titriyordu. Bunun üzerine peygamberimiz ona: ”Korkma, ben bir melik değilim. Ben ancak Kureyş'ten güneşte kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum" dedi. Sanki onlardan biriymiş gibi ashabıyla bir arada oturur, yabancı birisi geldiğinde, onlardan hangisinin Rasûlüllah olduğunu, sorup öğreninceye kadar bilmezdi. Ashabdan birisi kendisini çağırdığı zaman da ”buyurunuz" derdi. Bütün bunlar, onun (sallallahü aleyhi ve sellem) tevâzuundandı.

Zünnûn el-Mısrî der ki: ”Mutluluğun işareti, sâlihleri sevmek, onlara yakın olmak, Kur'an okumak, gece uyanık olmak, âlimlerle oturmak ve kalb inceliği ve yufkalığıdır."

49 ﴿