50

Her iki yere de yerleştikten sonra

cehennem ehli, cennet ehline: 'Suyunuzdan yani susuzluktan meydana gelen hararetimizi söndürmek için cennet suyundan

veya Allah'ın size verdiği diğer içecek veya yiyeceklerden oluşan

rızıktan biraz da bizim üzerimize dökün' diye seslenirler.

Hararetlerini söndürmek için cennet suyu isterler. Onlar, cehennemde aç ve susuz kaldıklarında şöyle derler: ”Ey Rabbimiz! Cennette bizim yakınlarımız vardır. Bize izin ver de, onları görelim ve kendileriyle konuşalım." Onlara izin verilir. Cennetteki yakınlarına ve onların içinde bulundukları çeşitli nimetlere bakıp onları tanırlar. Ancak cennet ehli onları yüzlerinin siyahlığından dolayı tanıyamaz. Cennet ehlinden yakınlarına kendilerinin yakınlıklarını haber vererek seslenir ve: ”Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği diğer içecek veya yiyeceklerden oluşan rızıktan bizim üzerimize dökün de onu yiyelim, belki açlığımızı giderir" derler.

Ebû Hayyân der ki: ”Bize yiyecek ve içecek ver diyenler, dünyada midelerinin kulu, yemeye ve içmeye aşırı düşkün olanlardı ki, yaşadıkları hal üzre öldüler ve öldükleri gibi de haşroldular."

Âyet, azab içinde bile olsa, insanın yiyecek ve içecekten müstağni olamıyacağını açıklamaktadır. Ebu'l-Cevza' der ki: İbn Abbas (radıyallahü anh)'a: ”Hangi sadaka daha üstündür?" diye sordum. ”Sudur. Bilmez misin, cehennem ehli cennet ehlinden yardım isterken: ”Suyunuzdan... bizim üzerimize dökün" demişlerdir? cevabını verdi.

Onlar da derler ki: 'Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır.' Yani cennet yiyecek ve içeceğini onlara yasaklamıştır. Buna kesinlikle bir yol yoktur. Kâfirlerin içeceğini, karınlarının içindeki organları ve derilerini eritecek olan kaynar su; yiyeceğini de kuru diken ve zakkum kılmıştır.

50 ﴿