55Rabbinize yalvara yakara ve gizlice duâ edin. ”Rab" Terbiye eden, terbiye edici anlamı taşır. Terbiye ise, bir şeyi azar azar kemâline ulaştırmaktır. Allahü teâlâ, nimetle zahirlerin terbiyecisidir ki, o zahirler nefislerdir. Rahmetle de bâtınların terbiyecisidir ki, onlar da kalblerdir. Şeriatin hükümleriyle âbidlerin nefislerinin; tarikatın âdâbıyla müştakların ve hakikat nurlarıyla muhibbînin esrarının terbiyecisidir. ”er-Rab" kelimesi Allah'ın ism-i Azam'ıdır. Onun içindir ki bütün isimlerdeki harflerin yeri değiştirilince mana bozulur. Ancak ”er-Rab" kelimesi hariçtir. Bunda harflerin yerlerini değiştirdiğimiz zaman ”el-Birr" iyilik yapan olur. Ayetin mânası ise: ”İcabet etmeye daha yakın olması için, yalvarıp yakararak, boyun eğerek gizlice duâ edin. Çünkü gizleme, İhlasın ve riyadan korunmanın delilidir" demektir. Rivayet edildiği üz re Sahabe, bir gazvede idiler. Bir vadi gördüler. Seslerini yükselterek tekbir ve tehlil getirmeye başladılar. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ”Sakin olunuz. Çünkü siz, sağır ve ortada bulunmayan birine dua etmiyorsunuz. Siz, her şeyi işiten, İter şeyi gören ve her şeye en yakın olana duâ ediyorsunuz." Bu hadis, yüce Allah'ı gizli bir şekilde zikretmenin iyi ve güzel olduğuna işaret etmektedir. Ömer (radıyallahü anh)'den: Der ki: ”Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) duâ ederken ellerini kaldırdığında, onları yüzüne sürmedikçe geri çevirip indirmezdi." Bu, eline dolan bereketin yüzüne ulaşması içindir. İhtiyacını isteme hususunda duâ eden kimse için sünnet olan, ellerini semaya doğru kaldırması, sıkıntılı için elleri yüzüne mukabil gelecek şekilde kaldırması, bir kimseye beddua ediyorsa ellerini ters çevirip, elinin sırtını yukarıya doğru getirmesidir. Sünnet olan, duâ anında ellerini yenlerinden çıkarmasıdır. Müstehab olan da, duâ esnasında ellerini göğsü hizasında kaldırmaktır. İbn Abbas (radıyallahü anh) Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'in böyle yaptığını rivayet etmiştir. Bilesiniz ki O, duada ve başka şeyde, emrolunan şeyi bırakıp haddi aşanları sevmez. Bununla, duâ eden, peygamberlerin mertebesi ve gökyüzüne çıkma gibi lâyık olmadığı şeyi istememesi, gerekliliğine karşı uyarılmıştır. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ”Öyle bir kavim gelecek ki, duada aşırı gidecekler." (16) Kişinin ”Allahım! Senden cenneti ve ona yaklaştıracak söz ve amel istiyorum. Cehennemden ve ona yaklaştıracak söz ve amelden sana sığınıyorum" demesi yeterlidir. Duâ edene yakışan, en önemli şeylerle duâ etmektir ki, bu da cennete girebilme ve cehennemden kurtulmadır. |
﴾ 55 ﴿