64

Onu yalanladılar ve bu uzun süre içinde yalanlamalarına devam ettiler. Boğulmayı doğuran şey de, yalnızca yalanlama değil, inatla bu yalanlamayı sürdürmedir.

Rivayete göre Nûh (aleyhisselâm) kavminin helak olması için duâ etti, yüce Allah da ona gemi yapmasını emretti. Yapım tamamlanınca inananlarla beraber gemiye girdi. Arkasından Allah tufanı gönderdi. Kâfirleri suda boğup Nuh'la birlikte inananları kurtardı. İşte Allah'ın bu konudaki sözü:

Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları -ki kırk erkek ve kırk kadından oluşan Mü’minlerdi-

kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları yani onları yalanlamakta ısrar edenleri

suda boğduk. Âyetleri yalanlayanlardan amaç, yalnız kabule engel olan kavmin ileri gelenleri değil, aksine onlardan ve onların peşinden giden ve yalanlama üzerinde ısrar edenlerden her biridir.

Çünkü onlar kör bir milletti. Kalp gözü kör olan kimseye ”recülün amin fi'l-basîre"; gözü kör olana da: ”Recülün a'mâ fi'l-basar" denir. Onlar tevhid, nübüvvet ve âhiret konusunda kalp gözleri kör olanlardır. Dolayısıyla onlar görmezler. Bu körlük, gözdeki körlüğün aksine, Allah'ın apaçık delillerini ve âyetlerini görmeye engeldir. Çünkü gözü açık olan kimse, kalb gözü kapalı olanın aksine görmeye gücü yeter. Öbürünün musibeti daha büyüktür.

Anlatıldığına göre Şeyh Beka, bir gün melik nehri kenarında oturuyordu, içinde askerlerin bulunduğu bir gemi geçti. Beraberlerinde içki ve meyveler, açık saçık kadınlar, oğlan çocukları ve şarkıcılar vardı. Son derece eğlence ve taşkınlık içindeydiler. Şeyh Beka kaptana: ”Allah'tan kork ve Allah'a yönel" dedi. Sözüne kulak asan olmadı. Bunun üzerine Şeyh Beka: ”Ey emir altında olan nehir! Fâcirleri cezalandır" deyince, su üzerlerine doğru yükseldi, gemiye kadar çıktı, boğulmayla karşı karşıya kaldılar. Şeyhe seslenerek tevbelerini ilan ettiler. Su da eski haline döndü. Tevbelerinde sadık kalıp ondan sonra şeyhi sık sık ziyaret etmeye başladılar.

Akıllı kişi, kendinden büyüğün de küçüğün de öğüdünü kabul eder; çünkü öğüt vermek kolay, kabul etmek zordur.

64 ﴿