31

Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman: 'İşittik, biz istesek, bunun aynısını söyleyebiliriz dediler.

Rivayet edilir ki: Abdü'd-Dâr oğullarından Nadr b. Haris adında bir zat vardı. Bu zat, tüccar olarak sık sık İran, Bizans ve Hîre'ye gidip gelirdi. Bu esnada oralarda, birçok uydurma haberler ve sözler duyardı. Yahudi ve Hıristiyanlara uğrar, onların da İncil ve Tevrat okuduklarını, rükû ve secde ettiklerini görürdü. Mekke'ye gelince de, Hazret-i Peygamberin Kur an okuduğunu görünce hemen alaycılarla beraber olup, daha önce duymuş olduğu efsane ve saçmalıkları okuyup anlatmaya başlardı. Bu efsaneler, geçmiş milletlerin hayat hikâyeleri ve onlara ait birtakım düzmece haberlerdi. Bu efsanelerin, Hazret-i Peygamberin getirdiği ve anlattığı Kuran âyetleri gibi olduğunu iddia ediyordu. Böylece Nadr ve emsali, Kuran gibi sözler söyleyebileceklerini iddia ediyorlardı. Görüldüğü gibi, inat ve büyüklük taslamada, çok ileri gitmişlerdi.

Kur'an-ı Kerim, bunlara tam on yıl meydan okudu. Buna bir benzer getirme konusunda, ne kadar uğraştılarsa da, kesinlikle yenilgiye uğradılar. Özellikle de, Kur'an'ın fesahat ve beyânı karşısında aciz kaldılar. İşte kâfirler, Kur an'a benzer bir söz getiremiyeceklerini anlayınca, bu hususta yenilgiye uğrayınca, yine de inatlarından ve karşı çıkma huylarından vazgeçıneyip, Kur'an'ın asimin da efsane olduğunu iddia etmeye başladılar ve:

Bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir' dediler. Yani bu Kuran, daha önceki insanların, kendi kitaplarında yazmış oldukları efsanelerden başka bir şey değildir, dediler.

31 ﴿