3

Hacc-ı ekbcr gününde, Allah ve Rasûlü'nden insanlara bir bildiridir: Bu, Allah Tcalâ ve O'nun peygamberinden bütün mü'min ve kâfirlere yönelik bir bildiridir. Âyetlerde, bildiri anlamında iki tane ayrı kelime geçmektedir Birisi ”berâe", diğeri ise ”ezan" kelimeleridir. ”Ezan" kelimesi genel, ”berâe" kelimesi ise, daha özel bir anlam ifade eder. ”Berâe" kelimesi, özellikle anlaşmayı bozanlar hakkında kullanılmaktadır.

Hacc-ı ekber (en büyük hace) konusunda iki görüş vardır. Birincisi: bacan rükünlerinden olan ziyaret tavafı ve bunun gibi diğer bazı ibadetlerin gerçekleştiği bayram günüdür. Bu günde, kurban kesme ve şeytan taşlama gibi birçok ibadet gerçekleştirilir. İkinci görüş ise; Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in: ”Hac ar efedir" hadisine göre arefe günüdür. Hazret-i Peygamber, hacda yapılması gereken ibadetleri Arafat'ta vakfeye hasretmiştir. Çünkü Arafat'ta yapılan vakfe, haccın en önemli bölümüdür. Bunun içindir ki, Arafat'ta vakfeyi tamamlamış olan, hacca erişmiş demektir. Bu vakfeyi yapamayan ise, haccını yapamamış sayılır.

Hacc-ı ekber denmesinin bir diğer sebebi ise, umreye hacc-ı asğar denmesinden kaynaklanmaktadır. Bir de o gün, hem Müslümanlar ve hem de müşrikler bir araya toplanmışlardır. Yine, Müslümanların bayramıyla, kitap ehlinin bayramları aynı güne rastlamıştır. Daha önceleri böyle bir rastlantı olmadığı gibi daha sonra da olmamıştı.

'Allah ve Rasûlü müşriklerden uzaktır. Yani Allahü teâlâ  ve O'nun peygamberi, müşriklerin bozduğu anlaşmadan uzaktır. Burada müşriklerden maksat da anlaşmayı bozanlardır. Allah'ın Rasûlü de müşriklerden uzaktır.

Eğer inkârdan ve haksızlık etmekten vazgeçip

tevbe ederseniz, bu tevbe, her iki dünyada da

sizin için inkâr ve haksızlık üzere bulunmaktan

daha hayırlıdır. Eğer Allah'a tevbe etmekten,

yüz çevirirseniz, bilin ki, Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz. Sizin kaçınanız Allah'ı âciz bırakmaz. Siz geçip gidemezsiniz, Allah'tan da kaçamazsınız.

İnkâr edenlere, acıklı bir azabı müjdele!' ki bu, âhirette olacaktır. Buradaki hitap. Hazret-i Peygamberedir: Korkutma yerine müjde kullanılmak suretiyle, müşrikler alaya alınmıştır.

Ebû Hureyre (radıyallahü anh) şöyle anlatır: ”Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i Ali'yi ihtar âyetiyle Mekke'ye gönderdiği zaman, ben onunla beraberdim." Bunun üzerine Ebû Hureyre'ye: ”Neyi ilân ediyordunuz?" diye sordular. O da: ”Mü'minden başkası cennete giremez, bu yıldan sonra Beytullah'ı müşrikler ve çıplaklar haccedemez, Hazret-i Peygamberle arasında anlaşma olanlara dört ay mühlet verilecek, dört ay geçtikten sonra ise Allah ve Rasûlü, müşriklerin anlaşmasından uzaktırlar diye ilân ediyorduk," cevabını verdi.

3 ﴿