8Onların nasıl sözleşmesi olabilir ki? Yani müşriklerin, nasıl Allahü teâlâ ve O'nun Peygamberi nezdinde uyulmaya değer gerçek bir sözleşmeleri olabilir? Onlar sizi yenselerdi, size karşı bir zafer kazanmış olsalardı sizin hakkınızda ne akrabalık ne de sözleşme gözetirlerdi. Size hiç önem vermezlerdi. Ne sözleşme şaltlarına uyarlar ve ne de akrabalık hukukunu yerine getirirlerdi. Yine onlar, gaflete düşmeleri ve uymamaları halinde cezalandırılacakları bir sözleşmeyi de dikkate almazlardı. Yani, sözleşme yapan taraflardan her birinin uyması gereken şartlar vardır. Her iki tarafın da bu şartlara uyması gerekir. Eğer müşrikler, şartlara bağlı kalmazlarsa, siz nasıl bağlı kalabilirsiniz? Müşrikler, ağızlarıyla sizi razı etmeye çalışırlar, sözleşmelerine sadık kalacakları konusunda size söz verirler. Bu söz verme sadece dilleriyledir. Hatta bu sözlerini, yalan yere yemin etmek suretiyle de pekiştirmeye çalışırlar. Bir anlaşmazlık ortaya çıkması durumunda ise, birtakım yalan bahaneler ileri sürerek, kendilerini savunurlar. Aslına bakılırsa, onların gönüllerinde hiçbir doğruluk yoktur. Kalbleri ise (size) karşı çıkar. Verdikleri sözler, sadece lâftan ibaretti. Dilleriyle vermiş oldukları söze, gönülleri karşı çıkmaktaydı. Sözleşmeye uyacaklarına dair verdikleri her türlü söz ve yemine, içlerinde gizledikleri duyguları karşı çıkıyordu. Onların söyledikleri her türlü tatlı söz, yalan, hile ve aldatmacadan başka bir şey değildi. Çünkü onların, yani müşriklerin çoğu, fâsıktırlar. Allah'a itaat etmeye karşı çıkmış ve küfürde bocalayıp durmaktadırlar. Onları, bu durumdan kurtaracak ne bir inançları, ne de bir caydırıcı kişilikleri vardır. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in, Muaz'a bir vasiyeti vardır. Bu vasiyet, ahlâkın bütün güzelliklerini kendisinde toplamıştır. O vasiyet şöyledir: ”Ey Muaz! Sana şu tavsiyelerime uymanı öneririm: Allah'tan kork, sözünde doğru ol, verdiğin sözü yerine getir, emaneti koru, hıyaneti bırak, komşularla iyi geçin, yetime acı, yumuşak sözlü ol, herkese selâm ver, iyi ameller işle, uzun emel peşinde koşma, yemin ettiğinde riayet et, Kur'an'ı iyi anla, âhireti sev, hesap gününden kork ve alçak gönüllü ol." Bazıları da şöyle der: Doğru ve takva sahihi ol, gururu ve gösterişi bırak. Nefis ve hevayı yen ki, istediğin rızık sana ulaşsın. Akıllı kimse, nefisle mücadele eden, sözleşmelere uyan, hukuku koruyan, günahlardan uzak kalan ve isyan etmeyen insandır. |
﴾ 8 ﴿