24

Ey Rasûlüm Muhammed! Göç etmeyenlere

De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, yakın ve uzak

akrabalarınız, Mekke'de

kazandığınız mallar, kâr etmek üzere satın aldığınız ve mevsimin geçmesi sebebiyle revaçtan düşerek

azalmasından korktuğunuz bir ticaret ve içerisinde oturmayı arzuladığınız

hoşunuza giden evler; ve bahçeleriniz, Medine'ye göç etmek konusunda,

sizin için, Allah'tan, Peygamberinden Allah'ın ve peygamberin verdiği emirden

ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, oralarda kalmak, Allah yolunda cihad etmekten daha çok hoşunuza gidiyorsa

Allah emrini getirinceye, yani size, er geç bir ceza gönderineeye

kadar bekleyin.

Bu ifade, nefsinin isteklerini dinine tercih edenlere cezanın verileceğine dair bir tehdit ifadesidir.

Allah, fası klar topluluğunu hidayete erdirmez.

Bu şekilde davranarak, fasıklardan olan, Allah'a itaattan ayrılan ve müşriklere dost olanları Allah, kurtuluş yoluna ulaştırmaz. Onları hayırlı olan şeylere yöneltmez.

Âyette, şiddetli bir tehdit vardır. Bu tehditten çok az kimse kurtulabilir. Zamammızdaki zâhid kardeşleri izlersen, onların basit bir dünya menfaatinin kaybedilmesiyle üzüntüye kapıldıklarını görürsün. Dînî hususlarda zamanın gelip geçtiğine hiç aldırış etmemektedirler. Halbuki âyet, dünyevî zevkleri Allah'a itaata tercih edenlerin, er geç cezaya çarptırılacaklarını belirtmektedir. Dünyayı tercih edenler, baksınlar bakalım, kendilerine inecek olan belâdan kurtulabilecekler mi? Ey Allah'ım! Affını ve bağışlamanı dilerim. Hadiste şöyle buyurulur: ” Sizin hiçbiriniz ben kendisine; malından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz."

İbni Melek de şöyle der: ”Buradaki ”iman"dan maksat, imanın tam olamayacağıdır. ”Sevgi"den maksat da, ihtiyarî olan sevgidir. Meselâ: Hazret-i Peygamber bir mü'mine, şehit oluncaya kadar bir kâfirle savaşmayı emretse, yahut da kâfir olan ebeveyniyle çocuklarını öldürmesini emretse, Hazret-i Peygamber'in emrine uymakta kurtuluş olduğunu bildiği için, burada seçim yapmak daha sevimli olacaktır. Hastanın, tabiatı gereği tedaviden kaçtığı gibi, bir seçim yapamaz. Fakat, bir tarafa meyleder ve menfaati orada olduğunu zannederek onu yapar. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bizlere karşı; bizlerden, anne ve babamızdan ve çocuklarımızdan daha şefkatlidir. Öyleyse böyle bir şeyi bize nasıl reva görür? Çünkü onun bizim için uğraşması bir menfaat için değildi. Onun sünnetine yardımcı olmak ve getirdiği dini savunmak onun sevgisinin ifadesidir."

24 ﴿