26

Daha sonra Allah, peygamberine ve mü'minlere gönül huzurunu indirdi. Burada geçen ”gönül huzuru-sekine" den maksat, Allahü teâlâ 'nın, mü'min gönülleri huzura kavuşturduğu rahmetidir. Bu rahmete tam anlamıyla güveniyorlar ve yakında bir zafere kavuşacaklarını biliyorlardı. Âyette geçen ”mü'minlere" ifadesi, hem yenilenleri, hem de diğerlerini kapsamına alır. Çünkü, yenilenler de daha sonra zafere ulaşacaklardır.

Göremediğiniz askerler de indirdi. Bunları gözlerinizle göremezsiniz. Çünkü onlar, beyaz-siyah süvariler halinde gelen meleklerdir. Daha sonra Hazret-i Peygamber, bineğinden inerek, yerden bir avuç toprak aldı, müşriklere doğru attı ve ”yüzler çirkinleşti" dedi. Müşriklerden, gözü toprak dolmayan kimse kalmadı. Daha sonra O: ”Ka’be'nin Rabbi aşkına yenilin" buyurdu. Hazret-i Peygamber'in bir duası da şöyledir: ”Hamd sanadır, şikâyetler sanadır Allah'ım! Sen kendisinden yardım iste’ bu sözler, denizin yarılması anında Mûsa peygambere ilham edilen sözlerdir."

O gün yardıma gelen meleklerin sayısı hakkında ihtilâf edilmiştir. Bazıları ”beş bin", bazıları da ”sekiz bin" demişlerdir. Meleklerin savaşıp savaşmadığı konusunda da ihtilâf edilmiştir. Bazıları ”savaşmışlar" derken, bir başka grup da ”savaşmamışlardır, sadece Bedirde savaşmışlardır. Mü'minlerin gönüllerini kuvvetlendirmek ve müşrikleri de korkutup ürkütmek için gelmişlerdir" demektedir.

Esir almak ve öldürmek suretiyle

inkarcılara da azap etti. İşte budur inkarcıların cezası. Burada anlatılmış olanlar, onların dünyadaki cezalarıdır.

Allahü teâlâ, Huneyn vadisinde müşrikleri yenilgiye uğratınca, onlar da gerisin geri Evtâs denen yere inmişlerdi. Mal ve çocukları da oradaydı. Hazret-i Peygamber, Eş'arîlerden bir adamı (Ebû Âmir) göndermiş ve ona bir ordunun başında Evtas'a gitmesini emretmişti. Oraya gidip savaştılar ve Allah da müşrikleri yenilgiye uğrattı. Çoluk çocukları da esir olarak Müslümanlara kaldı. Komutanları olan Mâlik b. Avf kaçarak Taife geldi ve orada bir kaleye sığındı. Çoluk çocuğundan alabildiklerini aldılar. Hazret-i Peygamber Taife gelip kaleyi kuşattı ve ayın geri kalan kısmım da orada geçirdi. Haram, aylardan olan Zilkade ayma girince, Hazret-i Peygamber de Cirane denilen ve Tâif le Mekke arasında bulunan yere gitti. Orada on üç gün kaldıktan sonra, umre için ihrama girdi. Huneyn ve Evtas ganimetlerini dağıttı. Alman esirler altı bin kişi, develer yirmi dört bin, koyunlar da kırk binin üzerindeydi. İslâm'a ısındırılmak için, diğer insanlara da ganimetten pay veriliyordu. Bir kişiye yüz elli deve verilmişti. Ensardan bir grup çıkıp, buna itiraz ettiler ve: ”Tuhaf şey! Bizim kılıçlarımızdan hâlâ onların kanı damlıyor, ganimetlerimiz ise onlara veriliyor" dediler.

Bu ifadeler Hazret-i Peygamber'e ulaşınca, onları topladı ve: ”Ey Ensar topluluğu! Nedir bu söyledikleriniz?" diye sordu. Onlar da: ”Sana ulaşanlar doğrudur. Onları söyledik" dediler. Hazret-i Peygamber: ”Sizler, Allahü teâlâ 'nın, benim sayemde hidayete kavuşturduğu bir topluluk değil misiniz? Siz zelil bir millet iken, benim sayemde Allah sizi yüceltmedi mi?... İnsanların koyun ve develerle dönmesini, sizin de Hazret-i Peygamberle birlikte evlerinize dönmenizi istemez misiniz?" dedi. Onlar ise: ” İsteriz tabii ki Ey Allah'ın elçisi, biz o sözlerimizi Allah ve Rasûlü'ne olan sevgimizden dolayı söyledik" deyince, Hazret-i Peygamber: ”Allah ve Rasûlü, sizi doğrular ve özürünüzü kabul eder" buyurdu.

26 ﴿