28Ey iman edenler! Müşrikler ancak pisliktirler. ”Neces" (pislik) kelimesi mastar olup mübalağa ifade eder. Onlar pisliğin bizzat kendisidirler. Onlardan kaçınmak ve uzak olmak ve onlarla olan dostluğu kaldırmak gerekir. Yahut da, onlar cenabetten ve pisliklerden dolayı yıkanmadıkları ve gerçek pisliklerden kaçınmadıkları için pis sayılmışlardır. Bundan dolayıdır ki, onlar pislik olarak nitelendirilmişlerdir. Onların görünen organlarında pislikler vardır. Yahut da onların içlerinde pislikler vardır. Çünkü onlar, şirk ve bâtıl inançlarla pislenmişlerdi. Onun için, bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Onlar, pisliğin tâ kendileri oldukları için, değil mescide girmek, ona yaklaşmasınlar bile. Onların, mescide yaklaşmalarının pekiştirilerek yasaklanmış olması, ona girmelerinin daha fazla yasaklanmış olduğunu belirtir. Hatta: ”Harem'in hiçbir yerine giremezler" diyen bir görüş de vardır. Bu yasak, hicretin dokuzuncu yılında, Hazret-i Ebû Bekir'in hac emiri olarak hac yaptırdığı yılda olmuştu. Veda haccı da bundan bir yıl sonra yapılmıştır. Âyetten açık olarak anlaşılan bu görüşler İmam Şafii'nin görüşüdür. İmam Ebû Hanife'nin görüşüne göre ise, bu âyet, müşrikler oraya, hac veya umre yapmak için giremeyeceklerine işaret etmektedir. Âyetin anlamı: ”Bu seneden sonra, hac ve umre yapamazlar" şeklinde anlaşılmalıdır. Buna, Hazret-i Ali'nin ihtar olarak belirttiği şu söz açık bir delildir: ”Dikkat ediniz! Bu yılımızdan sonra, artık müşrikler hac yapamaz!" Onun görüşüne göre; Hareme, Mescid-i Harama ve diğer mescidlere müşriklerin girmesine engel olunmaz. Müşriklerin Mescid-i Haram'a yaklaşmalarına mani olununca, Müslümanlardan bazıları: ”Ey Mekkeliler! Bunu yaptığınız zaman ne zorluklarla karşılaşacağınızı, etraftan gelen müşriklerin, gelmelerini kesmeleriyle ticarî faaliyetlerin azalacağını ve geçim sıkıntısı, çekeceğinizi bilmelisiniz" demişlerdi. Bunun üzerine âyetin şu kısmı inmişti: Eğer yoksulluktan kork arsanız, Allah dilerse, yakında sizi kendi lütfuyla zenginleştirir. Müşriklerin hac yapmasından dolayı, onların Mekke'ye gelirken getireceği rızık ve kazançlarmızın kesilmesiyle, fakir düşeceğinizden endişe ederseniz, Allahü teâlâ, kendi lütuf ve keremiyle sizleri rızıklandırır. Gerçekten de Allahü teâlâ bu sözünü gerçekleştirmiş ve yeryüzünün her tarafından insanlar, oraya akın etmişlerdir. Allahü teâlâ burada ”eğer dilerse" buyurmak suretiyle, bir kayıt koymuştur. Bunun birinci sebebi, gönüllerin söz verilen şeyin gerçekleşmesine takılmaması ve bunun, söz verenin bir ikramı olduğunu anlatmışıdır. İkinci sebep va'dedilen bu zengin kılma işi Allahü teâlâ'ya vacip değildir. O, dilediğini kendi lütfundan zengin kılar. Üçüncü sebep ise, söz verilen şeyin, bütün herkes için, bütün zaman ve mekânlarda söz verilmiş olmamasıdır. Allah alimdir, hakimdir. Allahü teâlâ, sizin faydanıza oları şeyleri çok iyi bilir ve size verdiğini de vermediğini de hikmeti gereği yapar. |
﴾ 28 ﴿