29

Kendilerine kitap verilenlerden; Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlarla... Kendilerine kitap olarak İncil ve Tevrat verilen yahudi ve hristiyanlarla gereği gibi savaşın. Yahudiler ikili, hristiyanlar ise üçlü inanç sistemine sahiptirler. Onların Allah'a olan inançları, inançsızlık gibidir. Yahudiler, cennette yeme ve içme gibi şeylerin olmadığı inancındadırlar. Hristiyanlar da, öldükten sonraki dirilmenin ruhen olacağına inanırlar. Onların ahiret bilgileri, bilgisizlik gibidir. Gerçek mü'min, hem cismânî hem de rûhânî haşri kabul eder. Çünkü, hem ruh ve hem de bedenin, kendisine uygun olan biçimde, cennetten payı vardır.

Allah'ın ve Rasûlü'nün haram kıldığını haram saymayanlarla..

Bir şeyin haram olması, ya okunan vahiyle sabit olur ki, bu okunan vahiy Kitaptır, ya da okunmayan vahiyle olur ki bu da sünnettir. Bu haramlardan bazısı kan, ölü hayvan eti ve domuz eti gibi şeylerdir.

Ve Hak din olan İslâmı kabul etmeyenlerle... İslâm dini, sabit kalan gerçek bir din olup, kendisinden önce gelen bütün dinleri ortadan kaldırmıştır. Allah katında geçerli olan din, sadece İslâm'dır.

Bunlar teslim olup, zelil bir halde kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın! Kendileri için hükme bağlanan cizyeyi, gönül rızalarıyla, zelil bir halde ve isteyerek getirip verinceye kadar, onlarla savaşınız. Yani onlar, tamamen teslim oluncaya kadar ve cizyeyi bizzat kendileri getirip verinceye kadar savaşın. Cizyeyi getiren yaya olarak gelir ve ayakta teslim eder. Teslim alan ise oturarak teslim alır. Cizye verene: ”Ver bakalım cizyeni ey zimmî veya Allah düşmanı!" denir.

Kâfirler üç guruptur: Birincisi, Müslüman oluncaya kadar kendileriyle savaşılan ve Müslüman olmaları dışında kendilerinden hiçbir şey istenmiyen gruptur. Bunlar müşrik Araplar ve mürtedlerdir. Müşrik Araplara gelince, Hazret-i Peygamber onların içlerinden peygamber olarak gönderilmiş ve onlara mucizeler gösterilmiş olduğu için, onların inkârı en fena olan inkârdır. Mürtedler ise, gerçek dinin güzelliklerini görüp bildikten sonra, o dinden dönen kimselerdir. Bunların inkârı da en çirkin inkârdır. Ceza da, işlenen cinayete göredir. Cizyede, bir hafifletme vardır. Bunlar cizye vermeyi hak etmemişlerdir.

İkinci grup, İslâm'ı kabul edinceye veya cizye verinceye kadar kendileriyle savaşılan gruptur. Bunlar; yahudi, hıristiyan ve mecusîlerdir. Yahudi ve Hıristiyanlar, bu âyetin işaret ettiği gruptur. Mecûsiler ise, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in: ”Onlara, kitap ehlinin kanununu uygulayın. Ancak, onların hanımlarıyla evlenmeyin, kestiklerini de yemeyin" hadisine tabidirler.

Üçüncü grup ise, mecusi, kitap ehli ve müşrik Araplardan olmayan inkarcılardır. Putperest Türkler ve Hintliler gibi. Ebû Hanife, bunlardan da cizye alınabileceğini söyler.

Alınacak bu cizyelerin miktarları ise, çalışan fakirlerden, her ay bir dirhem olmak üzere, yılda on iki dirhem. Bu durum, senenin çoğunu sağlam olarak geçiren içindir. Ancak yılın çoğunu hasta olarak geçirenden cizye alınmaz. Orta hallilerden, her ay iki dirhem olmak üzere yılda yirmi dört dirhem; zenginlerden ise, her ay dört dirhem olmak üzere kırk sekiz dirhem cizye alınır. Çalışıp kazanma gücü olmayanlardan, yaşlılardan, yatalaklardan, körlerden, çocuklardan ve kadından cizye alınmaz. Çünkü cizye, inkârı önlemek, İslâm'a kazandırmak için kanunlaştırılmıştır. Öldürme yerine geçer. Öldürme cezası verilemiyecek olan bu gruplardan, cizye de alınamaz. Bir de cizye, onlar savaşa katılmadıkları için alınır. Bu grup zâten, savaşa katılmayan gruptur.

Dinsizler, İslâm'a çatmak için şöyle derler: ”Kâfirlerin, İslâm olmak yerine, cizye vermek suretiyle inkârlarını söylemeleri nasıl olur?" Bu sorunun cevabı şudur: ”İnkarcılardan alınan cizye, onların inkârına rıza gösterildiğinden değil, onların inkarcı olarak kalmalarının cezasıdır."

Valilerin, yüce Allah'ın kitabında belirtilen sınırları aşmamaları gerekir. Haksızlık, hiçbir şekilde caiz değildir. Haksızlığın cezasını, haksızlık yapan çeker.

29 ﴿