30

Yahudiler: 'Uzeyr Allah'ın oğludur' dediler. Rivayet edildiğine göre, Babilli Buhtunnasır İsrail oğullarını yendiği zaman, orada bulunan ilim adamlarını öldürmüş ve orada Tevrat'ı bilen hiçbir kimse kalmamıştı. Üzeyr, o zamanlar küçük olduğu için, ölümden kurtulmuştu. Alınan İsrailli esirlerle birlikte, Üzeyr'i de Babil'e götürmüşlerdi. Üzeyr, kendisine ait bir eşeğe binerek, Dicle kenarında bulunan ve Heraklius'a ait olan bir manastıra gitti. Köyün her yerini dolaştı, fakat kimseyi göremedi. Köydeki bütün ağaçlar meyveli idi. Meyvelerden yedi, üzümlerin de suyunu sıkıp içti. Meyvelerin fazlasını da sepete koydu. Meyve suyunun fazlasını ise, yine bir kaba koydu. Bu esnada, köyü de harap bir şekilde, mahvolmak üzereyken gördü ve: ”Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltir?" dedi. Üzeyr bu sözü, öldükten sonra dirilmeyi inkâr ettiği için değil, hayretinden söylemişti. Yüce Allah ona bir uyku verdi ve onun ruhunu aldı. Tam yüz yıl ölü olarak kaldı. Eşeğini de öldürdü. Meyve suyu ve inciri yanındaydı. Allahü teâlâ, onu gözlerden koruduğu için, hiçbir kimse onu göremedi. Yüz yıl ölü olarak kaldıktan sonra, Allah onu ve eşeğini diriltti. Daha sonra da eşeğine binerek, eski yerine geldi ve İsrail oğullarına: ”Ey Millet! Allahü teâlâ beni, Tevrat'ınızı yenilemem için gönderdi" dedi. Onlar da: ”Tevrat'ı bize yazdır" deyince, Üzeyr kendilerine ezberinden Tevrat'ı yazdırdı. Bunun üzerine İsrail oğulları: ”Allahü teâlâ, Tevrat'ı, oğlundan başkasının kalbine atmaz" dediler. İşte o günden sonradır ki, eski Yehudiler, ”Uzeyr Allah'ın oğludur" dediler.

Hristiyanlar da: '(İsa) Mesih Allah'ın oğludur' dediler. Onlar bu sözlerini babasız bir çocuğun meydana gelmesinin imkânsız bir şey olduğu için söylediler. Çünkü İsa, babasız bir çocuktu. Yahut da, anadan doğma körleri iyileştirdiği ve abras hastalığına yakalananları iyileştirip ölüleri dirilttiği için böyle söylemişlerdi. Halbuki bunları, Allah'tan başkası yapamazdı. İşte bunun için o sözü söylemişlerdi.

Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözleridir. Bu sözlerini, önceki inkarcıların sözlerine benzetirler.

Bu sözler, onların anlamsız olarak söyledikleri sözlerdir. Bu sözde hiçbir delilleri olmayıp, sadece ağızlarıyla söyledikleri bir sözdür. Çünkü onlar, Allah'ın evlenmediğini itiraf etmelerine rağmen, çocuk sahibi olduğunu nasıl iddia ederler? Onların bu sözleri, kendilerinden önceki inkarcıların sözlerine benzemektedir. Kendilerinden önceki müşrikler: ”Melekler Allah'ın kızlarıdır, yahut da, Lât ve Uzza adındaki putlar, Allah'ın kızlarıdır" diyorlardı.

Allah onların canını alsın! Bu ifade, onların tümüne birden yapılmış bir beddua ifadesidir. Onların perişan olması istenmektedir. Çünkü, Allah tarafından canı alınan bir kimse, perişan olmuş demektir. Melzum zikredilmek suretiyle lazım kasdedilmiştir.

Haktan nasıl döndürülüyorlar? Bunlar, nasıl oluyor da haktan batıla dönüyorlar? Sorulan soru, hayret ifadesi olmaktadır

30 ﴿