31

Allah'ı bırakarak; hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rabbler edindiler. Yahudiler bilginlerini, Hıristiyanlar da, manastırlara çekilip Allah'a ibadet etmekle vakit geçiren rahiplerini rabler edindiler. ”ahhâr", ”hıbr" kelimesinin çoğulu olup yahûdî bilginleri hakkında kullanılır. ”Ruhban" ise ”rahip" kelimesinin çoğulu olup hristiyan âlim ve âbidieri hakkında kullanılır. Burada bir benzetme ifadesi kullanılmıştır. Onlar, kul olarak rablerine itaat etmeleri gerekirken, bilginlerine ve ibadet eden kimselere itaat etmişlerdi. Allah'ın haram dediklerine onlar helâl, helâl dediklerine de haram derlerdi. Meselâ, sütün haram olduğuna inanan kimse, şarabın helâl olduğuna inanan gibidir. Koyun etinin haram olduğuna inanmak da, domuz etinin helâl olduğuna inanmak gibidir.

Yine hristiyanlar, Meryem oğlu Mesih'i de kendisine ibadet edilen bir rab edinmişlerdi. Meryem oğlu İsa'nın, Allah'ın oğlu olduğunu söylüyorlardı. Halbuki Allah, bu gibi şeylerden uzaktır ve O çok yücedir.

Halbuki onlar sadece, Tevrat ve İncirde

tek olan ve kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan ilâha ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O da, şanı çok yüce olan Allahü teâlâ idi. O'nun emirlerine itaat etmek ve ona uymakla emredilmişler, başkasının emrine uymaktan da yasaklanmışlardı.

Allah, onların ortak tanıdıklarından münezzehtir. Allahü teâlâ, itaat ve ibadet konusunda, kendisine ortak tanınmaktan uzak ve yücedir.

31 ﴿