35

Bunlar, yani biriktirilen bu altın ve gümüş paralar

o gün yani kıyamet gününde

cehennem ateşinde kızdırılıp, biriktirenlerin alınları, böğürleri ve sırtları dağlanır. Bu azaların dağlanmasının sebebi zengin bir kimse, bir şey isteyen fakiri gördüğü zaman, kaşını çatıp, alnını kırıştırır. Fakir istemede ısrar ederse, ona yan döner, biraz daha ısrar ederse, yerinden kalkar, fakire sırtını döner ve yüzünü çevirir ve kendisine hiçbir şey vermez.

'Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir. Bu esnada kendilerine ” bunlar, sizin dünya hayat nidayken menfaatiniz için biriktirdiklcrinizdir. Şu anda ise, zararın ta kendisi ve azap görmenize sebep oldular" denir. Sonra da kendilerine şöyle denir:

Biriktirdiklerinizi tadın!' (denir.) İşte bu, biriktirmenizin günahıdır. O insanlar, dünyadayken ahiretten gafildiler. Gaflet uykusuna dalmışlardır. Bu azabı onun için tadacaklardır.

Uykuda olan kimse, uyku halindeyken dağlamanın acısını tadamaz. O acıyı, ancak uyanınca tadabilir. İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanacaklardır. Hadiste şöyle buyurulur: ”Hiçbir hazine sahibi yoktur ki, bu hazinenin zekâtını vermemiş olsun da, cehennemde o hazine ile dağlanmasın. O hazineler levhalar haline getirilir ve Allahü teâlânın, kulları arasında hükmünü verinceye kadar, hazine sahiplerinin alınları böğürleri ve sırtları dağlanır. Bu öyle bir günde olur ki oradaki bir günün miktarı, sizin saydıklarınızla elli bin yıldır. Daha sonra kendisine ya cennet ya da cehennem yolu gösterilir. Hiç bir deve sahibi yoktur ki, onların zekâtını vermesin de, kıyamet gününde o develerin altına, alabildiğine düz ve geniş bir sahaya yatırılarak, develerden bir tek yavru bile hariç kalmamak şartı ile onu ayakları ile ezmesin ve dişleriyle ısırmasınlar. Deve sürüsünün baş tarafı üzerinden geçince, son tarafı da üzerinden geçer. Bu olay, sizin sayınızla elli hin yıl olan bir günde Allah'ın kullar arasında hüküm vereceği zamana kadar devam eder. Sonra da kendisine, cennet ya da cehennem yolu gösterilir. Hiçbir koyun sürüsü sahibi yoktur ki, onların zekâtını vermesin de, kıyamet günü gelince, düz ve geniş bir yerde onların altına serilerek, bu hayvanlardan hiçbiri hariç kalmamak üzere, içlerinde çarpık boynuzlu, boynuzsuz, kırık boynuzlu bulunmamak şartı ile, onu boynuzları ile süsmesin ve tırnakları ile ezmesinler. Öndekiler üzerinden geçtikten sonra, arkadakiler de geçerler. Bu durum, sizin sayınızla elli bin yıl olan bir günde Allah'ın kullar arasında hüküm vereceği zamana kadar devam eder. Daha sonra ise, kendisine ya cennet, ya da cehennem yolu gösterilir. Şüphesiz ki, zekât, mal nimetinin şükrüdür. Orucun, namazın ve haecm beden nimetinin şükrü olduğu gibi. Zekât, iki yüzde beş dirhem olup, Allah için ve O'nun rızasını kazanmak üzere fakir müslüman kıra verilir.

Zekât ve adakta, malın değeri de zekât olarak verilebilir. Eğer bir kimse ”şu fakire bugün şu dirhemi vereceğim" der ve sonraki gün de başka bir dirhem verirse, bizim mezhebimize göre bu caiz olur. Hasta olan kimse, mirasçılarından korkması halinde, onlardan gizli olarak zekâtını verir.

35 ﴿