38Ey iman edenler! Bu, Te bük savaşım anlatmak için yapılan bir başlangıçtır. Tebük, Şam'la Medine arasında bir yerdir. Bu savaşa, ”üsre" (zorluk) savaşı da denir. Rivayet edildiğine göre, Mekke fethedilip Havazin'le savaşıldığında, Hazret-i Peygamber rumiarla savaşı emretmişti. Bu olay, hicretin 9. yılında Recep aynıdaydı. Hazret-i Peygambere, rumların toparlanarak Şam'da yığınak yaptığı haberi gelmişti. Bu haber, insanların darlıkla başbaşa olduğu bir zamana rastlamıştı. Ülkede kuraklık ve sıcak vardı. Medine'nin meyveleri olgunlaşmıştı. Bu durumda, savaşa çıkmak kendilerine zor geliyordu. İşte bu durum üzerine, Allahü teâlâ da bu âyetini indirdi ve şöyle buyurdu: Ey mü’minler! Size ne oldu ki: 'Allah yolunda savaşa çıkın!' denildiği zaman, yere çakılıp kalıyorsunuz? Bu ifade, söz olarak bir soru olmasına rağmen, anlam olarak böyle yapanları kınıyor ve uyarıyor. Yani, Ey iman edenler! Size Allah'ın emrini getiren peygamberin emrine neden karşı çıkıyorsunuz ve Allah yolunda savaşı istemiyorsunuz? Savaşmaya çıkınız! Size neler oldu da, dünyaya bu kadar yöneliyor ve geçici olan istekler ardında koşuyorsunuz da, ebedî rahatlığa kavuşabileceğiniz cihadın zorluklarını hoş görmüyorsunuz? Yoksa siz, âhireti bırakıp, dünya hayatına mı razı oldunuz? Bu ifade, kınamayı anlatan bir sorudur. Yoksa sizler, ahiret hayatını ve ahiret nimetlerini bir tarafa bırakarak, dünya hayatının lezzetlerini, meyve ve serinlik yerlerini mi tercih ediyorsunuz? Dünya hayatının zevkleri, ahiretin yanında pek azdır. Dünya lezzetleri ahiret nimetleri yanında değersiz ve önemsizdir. Çünkü dünya nimetleri, fânî ve noksandır. Ahiret nimetleri ise, kalıcı ve çok istenen nimetlerdir. Hadiste: ”Allah'a yemin olsun ki, âhirete nisbetle dünyanın durumu sizden birinizin parmağını denize sokup çıkardığı zaman, parmağında kalan kadardır. Baksın parmağında ne kalır" buyurulur. |
﴾ 38 ﴿