41

Ey Müminler!

Gerek hafif, gerekse ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın! Genç, ihtiyar, veya yaya, binekli, ya da hasta veya sağlıklı herkes. Peygamberle birlikte Tebük savaşma çıkın! Her ne durumda olursanız olun, bu savaşa mutlaka katılın! Zengin-fakir, zor-kolay demeden, herkes bu savaşa katılsın!

Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Cihad:

Bütün gücünü harcamak suretiyle, kâfirlerle savaşmak ve onları İslâm'a kazanarak, putlara tapmalarına engel olmaktır.

Bilmiş olunuz ki, Hazret-i Peygamberin rahmet peygamberi olması, cihada engel teşkil etmez. Hazret-i Peygamber, kendisiyle savaşan milletlere karşı, otilan inkârdan vazgeçirmek için kılıç kullanmakla emrolunmustur. Daha önceki milletlerden, peygamberlerine karşı gelenlerin cezası helak edilmeleri ve köklerinin kazınması idi. Bu ümmetin cezası, peygamberlerine olan ikramdan ötürü, ayın şekilde olmamıştır. Sadece kılıçla cihad etmek şekline dönüşmüştür.

Cihada, imkânı olanların mal ve canlarıyla katılmaları gerekir. Buna imkânı olmayan sadece malıyla katılır. İmkânı olanlar hem malı hem de canıyla katılır. Malı olup kendisi katılamayan ise yerine başkasını gönderir.

"Allah yolunda.." ifadesi, genel bir ifadedir. Allah rızası için yapılan bütün faaliyetleri kapsamına alır. Allah'a itaat etmek için yapılan bütün farz, ya da nafile ibadetler ve itaati ar bu ifadenin kapsamındadır. Fakat genel olarak bu ifade, daha çok cihad için kullanılır. ”Allah yolunda" ifadesinin bir diğer anlamı da, cennete, Allah'a ve rızaya ulaştıran yolda bulunmak, heva ve hevese uymamaktır.

Anlatıldığına göre Kuteybe b. Müslim, Buhara kentini fethetmek için yola çıkarak Ceyhun'a varır. İnkarcılar, müslüman ordusunun karşı tarafa geçememesi için bütün gemilere el koyarlar. Bu olay üzerine Kuteybe: ” Ey Allah'ım! Senin yolunda cihad etmek, senin dinini yüceltmek ve senin rızanı kazanmak için yola çıktığımı biliyorsun. Beni bu nehirde boğma!" diye duâ ettikten sonra atını Ceyhun nehrine sürer ve Allah'ın izniyle, ordusuyla birlikte karşıya geçer.

Yine anlatıldığına göre adamın biri, şeytanı bir tanıdık kılığına girmiş halde görür. Cılız tenli, soluk benizli ve ağlamaklı bir haldedir.

Kendisine: ”Bedenini cılızlaşman nedir?" diye sorar. Şeytan:

"Allah yolundaki atın kişnemesi" der.

"Rengini solduran nedir?" sorusuna ise: ” Toplumun itaatte yardımlaşması dır. Eğer isyanda yardımlaşsalardı, benim için daha sevimli olurdu" cevabını verir.

"Seni ağlatan nedir?" sorusuna ise şu cevabı verir: ”Hacıların, ticaret amacı olmadan hacca gitmesidir. Bu durumdan da çok korkuyorum ve beni üzüyor."

Sahihayn’da Ebû Said'in rivayet ettiğine göre:

"Ey Allah'ın Rasûlü! İnsanların en faziletlisi hangisidir?" diye soruldu.

Hazret-i Peygamber de: ” Canıyla ve malıyla cihad eden mümindir" buyurdu.

"Sonra kimdir?" diye sordular,

bu sefer de: ”Vadilerin birinde yaşayan, Allah'tan korkan ve insanlar dinine zarar vermesin diye onları terkeden mümindir" buyurdu.

Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Bu cihada çıkma, işin bilincine varırsanız, sizin için en hayırlı olanıdır. Cihad, evlerde oturup cihadı bırakmaktan, keyf çatmaktan ve hayatın zevklerini tatmaktan daha hayırlıdır. Bunun daha hayırlı olması, dünyanın ve ahiretin hayırlarına vesile olduğu içindir.

Enes (radıyallahü anh)'in anlattığına göre Ebû Talha, Tevbe sûresini okurken, tefsirini yaptığımız bu âyete geldiğinde çocuklarına: ”Yavrularım! Beni savaşa hazırlayın!" der. Çocukları ise: ”Allah sana merhamet eylesin. Hazret-i Peygamber vefat edinceye kadar onun yanında savaştın. Hazret-i Ebû Bekir ve Ömer vefat edinceye kadar da onların yanında savaştın. Şimdi dur da senin yerine biz savaşalım" dediler. O: ”Hayır! Allah bizden, her şeyimizle, bütün varımız ve yoğumuzla savaşa çıkmamızı istiyor" dedi. Daha sonra bir deniz savaşına katıldı ve denizde şehit oldu. Kendisini gömecek bir kara parçası bulunamadı ve tam yedi gün sonra karaya çıkınca gömüldü. Bütün bu süre içerisinde, cesedi bozulmadan ölümünden önceki halini koruyordu.

41 ﴿