42

(Onları çağırdığın şey) yakıtı bir dünya menfaati ve orta bir yolculuk olsaydı, mutlaka sana uyarlardı. Fakat güçlükle aşılabilecek mesafe onlara uzak geldi. Ey Rasûlüm Muhammed! Senin insanları çağırdığın şey, elde edilmesi kolay olan bir mal veya zenginlik, ya da orta halli bir yolculuk olmuş olsaydı, mal kazanmak için hemen yola çıkar ve senin çağrına uyarlardı. Fakat, aşmanız gereken yol kendilerine çok zor geldi.

Bir de: 'Gücümüz yetseydi, sizinle beraber çıkardık' diye Allah'a yemin edeceklerdir. Kendilerini perişan ediyorlar. Siz Tebük savaşından döndükten sonra, savaşa katılmayan insanlar Allah'a yemin edecekler ve bir takım bahaneler uyduracaklardır. ”Gücümüz yoktu, silahımız yoktu da savaşa çıkamadık. Bunlar olsaydı sizinle savaşa gelirdik..." gibi. Nitekim savaş sonrasında aynı şeyleri söylediler. Hazret-i Peygamber, mucize olarak bunları önceden bildirmişti. Onlar, yalan yere yemin etmekle, sadece kendilerini perişan ediyorlar. Onun için Hazret-i Peygamber: ”Yalan yere yapılan yemin, ülkeleri çoraklaştırır ve evlerdeki rızkı giderir. ” buyurmuştur. Yani, mal mülk ve dünyayı kazanmak için kim yalan yere yemin ederse, elindeki inalları da kaybeder, muhtaç bir duruma düşer ve yeri yurdu perişan olur. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): ”Yalan yere yemin etmek, ticareti yapılan malın sürümünü artırır, fakat kazancın bereketini yok eder." buyurmuştur.

Allah, onların yalancı olduklarını biliyor. Onların iddialarının gerçek dışı olduğunu, savaşa katılmaya güçleri yettiği halde kasten çıkmadıklarını Allah çok iyi biliyor.

42 ﴿