57Eğer sığınacak bir yer, yahut mağaralar, ya da girecek bir yer bulsalardı, hemen oraya doğru yönelip koşarlardı. Sığınacakları, dağ başı, ada, kale ve buna benzer bir yer bulabilseler, yahut da mağara veya dağ eteklerinde bir yer temin edebi İseler veya tünel kazıp yer altında gizlenerek kendilerini saklıyacakları yer bu labil sel er sizinle bir arada bulunmamak için bu zikredilen şeylerden birine koşarlar, kendilerini hiçbir şey bundan geri çeviremezdi. Yani, bu münafıklar, her ne kadar sizden oldukları konusunda yemin etmiş olsalar da, bu yeminleri yalandır. Çünkü bunların memleketlerinden çıkmalarının mümkün olmaması sebebiyle, öldürülmekten korktukları için yemin etmişlerdir. Eğer onlar, yurtlarını ve mallarını bırakıp kaçabilecek olsalardı, yer altındaki tünellere veya kalelere, ya da dağlara ve mağaralara kaçabilselerdi, sizin yüzünüzü görmemek ve sizinle bir daha karşılaşmamak için mutlaka oralara kaçıp gizlenirlerdi. Ayette, onların çok azgın ve düşmanlıkta aşırı oldukları belirtilmekte ve münafıkların, samimi müslüınanla dostluk kurmalarının zor olduğu açıklanmaktadır. Çünkü her cins, kendi cinsiyle uyum sağlar, zıddıyla uyum sağlıyamaz. Denir ki: ”En zor hapis, zıt kişilerle bir arada yaşamaktır." Esrnaî şöyle der: ”Nahiv bilgini Halil'in huzuruna çıktım. Küçük bir hasır üzerinde oturmuştu. Bana oturmamı işaret etti. 'Seni sıkmış olmıyayım' dedim. 'Yapma canım. İki zıt kimse, bütün dünyaya sığmaz. Birbirini sevenler ise, bir karış yere dahi sığarlar' diye cevap verdi." Şâir der ki: Düşmanla olunca, yeryüzü dar olur. Dostla olunca da iğne deliği meydan olur. |
﴾ 57 ﴿