123

Ey iman edenler! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savaşın.

Ey Allah'ın birliğini tam olarak kabul eden ve de Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı tasdik edenler! Yakınınızda bulunan inkarcı düşmanla savaşın. Savaşa size en yakın olan kâfirlerden başlayın. Size yakın olanı bırakıp da uzak olanla savaşmayın. Çünkü, size yakın olan düşman, sizin ülkenizi, yuvanızı ve çoluk çocuğunuzu yok etmek ister. Buradan anlaşılmaktadır ki müslümanlar yakınlarındaki düşmandan emin olunca uzaktaki düşmanlarıyla savaşırlar.

Bilmiş olunuz ki, yakın veya uzakta olsun, bütün inkarcılarla savaşmak vaciptir. Fakat en gerekli olan da, yakında bulunan düşmanla savaşmaktır. Onun için Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), önce kendi kavmiyle savaşmış, daha sonra da diğer Arap kabileleriyle savaşa başlamıştır. Daha sonra da savaş için Şam'a yürümüştür. Sahabe de, önce Şam'da savaşmış, daha sonra ise Irak'a geçmiştir. İşte farz olan da budur. Diğer düşmanlar zarar vermediği müddetçe önce kendi çevresindekilerle savaşır. Allah yoluna çağırmadaki düzen de, aynen bunun gibidir. Hazret-i Peygamber, ilk defa kendi kabilesini uyarmakla emrolunmuştur. Çünkü, kendisine yakın olan, şefkate ve ıslah edilmeye daha lâyık olur. İnsanın üzerinde yakınlarının hakkı daha çoktur.

Farzlardan sonra, amellerin en faziletlisinin hangisi olduğu konusunda ihtilâf edilmiştir. Şafî'ye göre, bedenî ibadetlerin en faziletlisi namazdır, Nafile namaz, da diğer nafile ibadetlerden daha faziletlidir. Ahmed b. Hanbel der ki: ”Farzlardan sonra, cihaddan daha faziletli bir şey bilmiyorum. Çünkü cihad, Hazret-i Peygamber'in sanatıdır." Ebû Hanife ve Mâlik ise: ” Farz-ı ayın olan amellerin dışında, ilimden daha faziletlisi yoktur. Çünkü, ameller de, cihad da ilme dayanır" derler.

Onlar sizde bir katılık bulsunlar. Onlar sizde, savaşa karşı şiddet ve sabır bulsunlar. Kamus'da denir ki, ”ğılza" kelimesi, incelik ve nazikliğinzıddı, olan bir anlam ifade eder. Bu ifade: ”Seni orada bir daha görmeyeyim" kabilindendir. Burada görünüşte sözü söyleyen kimse, muhatabı orada görmeyi kendisine yasaklıyor. Âyette de görünüşte emir kâfirleredir. Müslümanları katı bulmaları emrediliyor. Fakat hakikatta emir müminleredir. Müminlerin inkarcılara karşı katı ve sert bir şekilde muamelede bulunmaları emrediliyor. Burada bir kinaye yapılmak suretiyle, lâzım zikredilmiş, mel zum kasdedilmiştir, yani gerekli olan belirtilmiş, gereken şeyin anlaşılması istenmiştir.

Bilmiş olun ki Allah, korunanlarla beraberdir. Allah, müminleri korur, onları gözetir ve yardım eder. ”Beraberdir" ifadesinden kasıt, onlara devamlı olarak dosttur demektir. Mü’minler, doğrudan doğruya savaşa katılmış oldukları için, sanki onlara şöyle denmiştir: ”Biliniz ki Allah'ın yardımı; takvanızdan, İslâm ve imanınızdan ve de itaatinizden dolayı sizinledir."

123 ﴿