29Nuh (aleyhisselâm), sözlerine şöyle devam etti: Ey kavmim! Buna, yani tebliğ görevine karşılık, iman edip bana tâbi olduktan sonra, hidayete ermenizin karşılığı olarak sizden herhangi bir mal, bir karşılık istemiyorum. Ben size karşı tebliğ görevimi, dünyevî bir menfaat için değil, ancak Allah rızâsı için yaparım. Dolayısıyla benim ücretim ancak Allah'a aittir. Ben, iman edenleri kovacak da değilim. Nuh kavminin ileri gelenleri ondan, kendisiyle bir araya gelmeleri için, fakir ve gariban kimseleri yanından kovması şartını ileri sürmüşlerdi. Nitekim Kureyş ileri gelenleri de fakirlerle aynı düzeyde bulunmayı içlerine sindiremedikleri için Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'tan fakir mü'minleri yanından uzaklaştırmasını istemişlerdi. Şöyle denilmiştir: ”Yüce Allah, fakirlerin hatırı için Hazret-i Peygambere fakirliği münasib gördü. Böylece fakîr, Hazret-i Peygamberin fakirliğiyle teselli bulacak ve dünyanın Allah katında pek değersiz bir şey olduğu anlaşılacaktır." Çünkü onlar, Rablerine kavuşacaklardır. Kıyamet gününde kendilerine zulmedenlerden haklarını alacaklar. Allah'ın ikramına ve yüzünü görme nimetine kavuşacaklardır. Ben onları, meclisimden uzaklaştıramam, çünkü onlar Allah'a yakın kimselerdir. Allah'ın aziz kıldıklarını ben nasıl zelil kılarım? Fakat ben sizi bütün bunları düşünemeyen, getirdiğim ve emrettiğim şeyler konusunda cahil bir topluluk olarak görüyorum. |
﴾ 29 ﴿