<

31

Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ben size, Allah'ın rızkı ve malları yanımdadır demiyorum ki, bunların olmamasından dolayı, benim yalancılığıma hükmedesiniz ve: ”Bize karşı bir üstünlüğünüz de yoktur. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz" (Hûd: 27) diyesiniz. Çünkü peygamberlik dünyevî vasıtalarla elde edilmekten daha yücedir. Bu dava, mal ve mevki iddiasından uzaktır.

Sâdî Müftî, âyeti şöyle tefsir ediyor: ”Mal çokluğu ve dünyevî makam sebebiyle bana tâbi olmanız gerektiğini iddia etmiyorum ki, benim üstünlüğümü inkâr edesiniz. Ancak gerçekten Allah'ın Rasûlü olduğum ve bu konuda delil getirdiğim için bana uymanız gerektiğini söylüyorum."

Gaybı da bilmem. Size gaybı bildiğimi de iddia etmiyorum ki, hemen inkâra ve kaçmaya yeltenesiniz. Bilindiği üzere, Nûh (aleyhisselâm) peygamber olduğunu ilân edince, ona gayb konusunda sorular sordular. ”Dâvanda sadıksan, bize şundan, şundan haber ver" dediler. Nuh da dedi ki: ”Ben size, Allah'ın bildirdiği dışında gaybı bildiğimi değil, peygamber olduğumu söylüyorum."

Doğrusu size

melek olduğumu da söylemiyorum ki: ”Biz seni ancak bizini gibi bir insan görüyoruz" (Hûd: 27) diyesiniz. İnsan olmak ise, peygamber olmaya engel değildir.

Yukarıda sayılan üç niteliğin bende bulunmamasını, beni yalanlamak için gerekçe gösterdiniz. Halbuki ben zaten bunların bende olduğunu söylemedim. Benim iddia ettiklerim, hazineye sahip olmak, gaybı bilmek, melek olmakla ilgili değildir. Ancak ve ancak insanları farklı kılan zatî faziletlerle ilgilidir.

Ben size ayrıca fakirlikleri dolayısıyla,

hor gördüğünüz inanan,

insanlar için: 'Allah onlara dünya ve ahirette

asla hayır vermeyecektir' diyemem. Olur ki, Allah onlara iki dünya bereketini ihsan eder. Onların

içlerinde olanı, yani iman ve marifeti

Allah en iyi bilir. Aksi halde ben onların derecelerini düşürür, haklarını eksiltirsem

haksızlık edenlerden olurum.' Ya da, böyle yapmakla onlara değil, kendi kendine zulmedenlerden olurum.

31 ﴿