45

Nuh, Rabbine duâ edip dedi ki: 'Rabbim! Oğlum Ken'an,

benim ailemdendir. Ailemi gemiye bindirmemi emrettiğinde onları kurtaracağını da vadetmiştin.

Senin sözün elbette haktır. Onda aykırılık olmaz, yeline getirileceğinden şüphe edilmez. Âyetin zahirine göre Nuh'un bu yalvarışı, oğlu boğulmadan öncedir. Olayın sonradan nakledilmesi, buna engel değildir. Amaç, boğulmasındaki hikmeti öğrenmek değil. Oğlunun kurtulmasını istemektir.

Sen, hâkimlerin hakimisin.' Hakimlerin en bilgini ve en adaletlisisin. Hakimin başkasına üstünlüğü ancak ilim ve adaletle olur. Zamanında hakimlik görevi almış nice cahil ve zalimler ”Kadılar kadısı" diye lakaplandırıldılar. Bu, ”Hakimler hakimi" demektir. Cârullah şöyle dedi:

Zamanımızın kadıları aşikâr hırsızdırlar Halk içinde az değil çok yaygındırlar Yetim malı yemeyi mubah gördüler Sanki kitapta bunun yerini buldular Bizimle musafaha etseler korkarız Ellerimizden yüzükleri aşırtrlar duymayız.

Hadis-i şerifte: ”Kadılar üç çeşittir. Birisi cennette, ikisi cehennemdedir. Cennette olan; hakkı bilip ona göre hükmedendir. Diğer ikisine gelince; Birisi, Hakkı bilen, fakat haksız hüküm verendir ki, bu cehennemdedir. Diğeri ise, insanlar arasında bilgisizce hükmeden kişidir. O da cehennemdedir.11' Çünkü hakkı bilmediği için haramı-helâlı birbirine karıştırır.

45 ﴿