19

bunun gibi yumuşak huylu bir kurt daha görmedim. Yavrumu yediği halde üzerindeki gömleği parçalamamış" dedi.

Ya'kub dedi ki: 'Belki de nefisleriniz size tarif edilmeyen, bilinmeyen kötü

bir şeyi güzel gösterdi. O bu sözle onların hem Yûsuf'a istediklerini yaptıklarını, hem de şu iki şey sebebiyle yalancı olduklarını kanıtlıyordu: Aşırı hasetlikleriyle tanınmaları, yırtık ve tırnak izi bulunmaması nedeniyle gömleğin sağlam olması. Çünkü ”Belki de nefisleriniz size bir şeyi güzel gösterdi" sözü, onların ”onu kurt yemiş" sözlerine cevap olarak söylenmişti.

Artık bana düşen, içerisinde insanlara şikâyet bulunmayan

güzel bir sabırdır. Şüphesiz sabır, içerisinde insanlara şikayet bulunmazsa güzel olur. İçerisinde yaratana şikâyet bulunan sabır ise, Allah'a kulluk hakkı gözetileceğinden dolayı daha güzel olur. Çünkü böyle bir sabırla, hem hatalara göz yummanın kerem sahibi kimselerin ahlâk anlayışından, hem de bağışlama, affetme ve özür kabul etmenin hayır sahibi kimselerin âdetinden olmasına rağmen her kapıya etkinin yalnızca yüce Allah'tan geldiği görülür.

Kim sana özür dileyerek gelirse özrünü kabul et. Söylediği şeyle doğru da yapsa, günah da işlese.

Yûsuf hakkında yalan olsa bile

sizin anlattıklarınız karşısında yardımına sığınılacak ancak Allah'tır.'

Beydâvî: ”İşledikleri bu günâh, eğer doğruysa peygamber olmayı beklemelerinden önce vuku bulmuştu" demektedir. Beydâvî' nin buradaki ”eğer doğru ise" sözü, peygamber olmayı beklemelerinin doğruluğunun şüpheli olduğuna işaret eder. Beydâvî bu görüşünde haklıdır. Çünkü peygamberler, peygamberlikten önce Allah tarafından korundukları gibi, peygamberlikten sonra da kendilerine lâyık olmayan, nefret uyandıran şeyleri işlemekten de masumdurlar.

Yüce Allah'ın ”sana ve Ya'kub soyuna nimetim tamamlayacaktır." (Yûsuf: 6) sözü ise Yûsuf (aleyhisselâm)'dan başka diğer kardeşlerinin peygamberliğine işaret etmemektedir. Çünkü Ya’kûboğullarına verilen nimetin tamamlanması açısından kendilerinden sonra peygamberlik zincirinin kopmaması onlar için yeterlidir. Tıpkı yüce Allah'ın ”Tevhid kelimesi" hakkında ”Bu sözü ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı" (Zuhruf: 28) buyurduğu gibi. Çünkü herkes tarafından kolaylıkla anlaşılacağı üzere bu söz, torunlarından bazılarının Allah'a şirk koşmayacağı anlamına gelmez.

Bir kervan yani Medyen yönünden gelip, Mısır'a giden bir grup

geldi. Yûsuf un içerisinde olduğu kuyuya yakın bir yerde mola verdi. Bu olay Yûsuf un kuyuya atılışından üç gün sonra oldu.

Ve sucularını kuyuya gönderdiler. O da gidip

kovasını su ile doldurmak için kuyunun içine doğru

saldı. Bunun üzerine Yûsuf'a ipe tutunması vahyolundu. Sucu ipi kuyudan dışarıya çekince, karşısında çok güzel bir erkek çocuğu olan Yûsuf’u buldu. Aslında tüm güzelliklerin yarısı Yûsufa verilmişti. Yûsuf’u görünce, kendisini ve arkadaşlarını müjdeleyerek:

'Müjde, işte bir oğlan!' dedi. Evet sucu eşine az rastlanan bir nimet bulmuştu...

Sucu ve arkadaşları,

onu bir ticaret malı olarak kafiledeki diğer arkadaşlarından, ondan elde edecekleri kazanca ortak olmamaları için

sakladılar. Halbuki Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir. Sakladıkları sırları Allah'a gizli kalmaz.

19 ﴿