22Yûsuf bir yandan vücutça kuvvetlenip iyice geliştiği, yiğitlik çağma erdiği; diğer yandan da nonnal bir kimsenin otuzla kırk yaşında ulaşabildiği akıl olgunluğuna erkenden ulaşarak iyi ile kötüyü iyice ayırdedebildiği buluğ çağma ulaşınca, ona ilim ve amelde olgunluk olan hüküm ve ilim verdik. O da bu olgunlukla kendisini, insanlar arasında hak ve adaletle hükmetmeye, onlara başkanlık yapmaya hazırladı. Hasan-ı Basrî, ”Yûsuf buluğ çağına ulaşınca, ona hüküm ve ilim verdik" âyetine dayanarak Yûsuf (aleyhisselâm)'un kuyuya atıldığı andan itibaren Peygamber olduğu görüşündedir. Onun için burada Mûsa (aleyhisselâm)'nın hikâyesinde zikredildiği gibi ”...Yiğitlik çağına erip olgunlaşınca..." (Kasas: 14) denilmemiştir. Çünkü Mûsa (aleyhisselâm)'ya vahiy, kırk yaşında, vücutça iyice gelişip, olgunlaştıktan sonra indi. Yûsuf (aleyhisselâm)'a ise henüz on sekiz yaşında vücutça iyice gelişmeye, akılca olgunlaşmaya başlarken indi. Yukarıdaki âyette zikredilen ”hüküm"le amelî incelikler, ”ilim"le de nazarî (teorik) incelikler kasdedilmektedir. Çünkü Yûsuf (aleyhisselâm) nice zorluklara, belâlara ve musibetlere sabretti. Buna karşılık da kendisine nice sırların keşif kapılarını açtı. İşte güzel davrananları Biz böyle Yûsuf'a yaptığımız gibi şaşırtıcı, güzel mükâfatlarla mükâfatlandırırız. Çünkü Allah yaptıkları işlerde ”güzel davrananları sever." (Âli İmran: 148) Yüce Allah kimi severse o kimse dünya ve ahiret mutluluğuna erer. Bu anlamdaki Hadis-i Şerifin rivayeti şöyledir: ”Allah kulunu severse Cibril (aleyhisselâm)'e yüksek sesle Allah (celle celalühü) falan kulunu seviyor, sen de sev' der ve Cibril (aleyhisselâm) da o kulu sever. Daha sonra Cibril gök ehline (meleklere) seslenerek: 'Allah (celle celalühü) falan kulunu seviyor, siz de seviniz' der ve onlar da o kulu severler. Bunun üzerine yer ehli (insanlar ve diğer canlılar) arasında da bu kulun saygınlığı kabul edilir."0' |
﴾ 22 ﴿