31Züleyha onların, Aziz'in karısı Kenanlı kölesine aşık olmuş, şeklinde yaptıkları dedikodusunu duyunca, onlara ziyafet vermek bahanesiyle tuzak kurup hem Yûsuf'u görmelerini, hem de onu görünce güzelliğinden şaşkına dönüp, ona âşık olarak hakkında yaptıkları dedikodulardan dolayı kendisine hak vermelerini sağlamak için davetçi gönderdi. Züleyha'nın, aralarında yukarıda sözü edilen beş kadının da bulunduğu, kırk kadını davet ettiği söylenir. Bir yandan da onların tıpkı lüks bir hayat süren kimselerin yaptığı gibi, yeyip içerken yaslanmaları için dayanacak yastıklar hazırladı. Oturup yastıklara dayandıktan sonra herbirinin eline kendilerine takdim edilen et ve meyve gibi yiyecekleri kesmekte kullanmaları için bir bıçak verdi. Züleyha, onların bıçakları ellerinde olduğu halde yastıklara yaslanarak oturmalarını özellikle istedi. Çünkü Yûsuf birden karşılarına çıkınca, güzelliğinden dolayı şaşkına dönmelerini, akıllarının başlarından gitmesini ve böylece kendilerinden geçerek ellerini kesmelerini istiyordu. Kadınlar bıçakla ellerindeki meyve gibi şeyleri soymakla uğraşırlarken, Züleyha (Yûsufa): Ey Yûsuf! 'Çık karşılarına' dedi. Bunun üzerine o da salonun orta yerine geldi. Kadınlar onu görünce, gözlerinde büyüttüler ve olağanüstü güzelliği karşısında donup kaldılar. Öyle ki ne yaptıklarını bilemeyecek derecedeki şiddetli şaşkınlıklarından bıçaklarla ellerini kestiler ve dediler ki: 'Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Bu asla bizim gibi bir beşer değildir. Çünkü böyle bir güzelliğin insanoğlunda bulunması alışılmış bir şey değildir. Kâşânî der ki: ”Yûsuf (aleyhisselâm) kadınların karşısına ansızın çıkınca, kadınlar onda gördükleri güzellik ve yakışıklılık karşısında dehşet ve hayrete düşerek ellerini kestiler." Bu ancak değerli bir melektir!' Onun bir insan olduğunu bildikleri halde böyle söylemelerinin amacı, meleğin güzellik simgesi olması sebebiyle yaratılış açısından ondan daha güzel ve daha olgun başka bir yaratığın bulunmadığının herkes tarafından kabul edilmesidir. Tıpkı şeytandan daha çirkin bir yaratığın bulunmadığının herkes tarafından kabul edilmesi gibi. Yani kadınlar bu sözleriyle Yûsuf’un son derece güzel olduğunu ifade etmeye çalışıyorladı. Alimlerden biri şöyle demiştir: ”Melekleri yaratıldıkları biçimde görmememiz, Allah'ın bize olan lütfundandır. Çünkü onlar en güzel biçimde yaratılmışlardır. Biz melekleri görseydik, şekillerinin güzelliğinden gözlerimiz ve ruhlarımız uçardı. İşte bunun için Allah'ın Rasûlü meleği görmeye, önce rüya ile alıştı. Çünkü insan gücü, meleği aniden görmeye tahammül edemez. Peygamberliğin başlarında ise, Cibril (aleyhisselâm)'i gerçek şekliyle görünce buna dayanamayıp, kendinden geçerek yere yıkıldı." |
﴾ 31 ﴿