43

Mısır

Kralı Reyyân b. el-Velîd

dedi ki: 'Ben rüyamda

yedi arık yani zayıf

ineğin yediği yedi semiz inek görüyorum. Ayrıca, yedi yeşil, diğerleri de hasat mevsimi gelmiş, yeşilliği kaybolmuş

kuru (yedi) başak gördüm.

Rivayet edildiğine göre Yûsuf’un zindandan çıkması yaklaşınca Allahü teâlâ bunun için hiç akla gelmeyen bir sebep halketti. Şöyle ki: Kral her sene Nil nehrinin kenarında bir bayram şöleni düzenliyordu. Orada insanları topluyor, onlara en güzel yemekleri yediriyor, en güzel içecekleri içiriyor, kendisi de tahtına oturuyor, onları seyrediyordu. Kral bir Cuma gecesi rüyasında yedi semiz inek görmüştü. Bu inekler kuru bir nehirden veya denizden çıkmışlar, arkalarından da yedi arık inek çıkmıştı. Bu arık inekler semiz inekleri yutmuşlar, semiz ineklerden dışarıda hiçbir şey görülmüyordu. Kral uyanınca, eksik ve zayıf olanın tam ve kuvvetliye üstün gelmesi sebebiyle huzursuz oldu. Fıtratı gereği iç güdüsüyle bu rüyanın, ülkesinde meydana gelecek büyük bir felâketin habercisi olduğunu sezdi. Ancak durumun nasıl olacağını kestirememişti, çok merak ediyordu. Rüyasını yorumlatmak suretiyle bilgi edinmek istedi ve ülkesindeki bilgin, hikmet sahibi, sihirbaz, kâhin, müneccim ve insanlar içindeki diğer ileri gelenleri bir araya toplayarak onlara:

Ey ileri gelenler, eğer rüya yorumluyorsanız, benim bu

rüyamı da bana yorumlayın' ve hangi akibete işaret ettiğini açıklayın, dedi.

Şüphesiz rüya, yorum gerektirir. Çünkü rüyalarda hissî suretler, hayal mertebesinde ortaya çıkarlar. İbrahim (aleyhisselâm) ise, kendisine oğlunu boğazlar olduğu halde gösterilen rüyanın zahirine göre hareket etti. Çünkü onun durumu, ruhsatla değil, azimetle amel etmeyi gerektiriyordu. Eğer böyle yapmasaydı, onun ve oğlunun Yüce Allah'ın emrine boyun eğerek teslimiyetleri, insanlar için açık olarak ortaya çıkmayacaktı.

Anlatıldığına göre, sâlihlerden biri rüyasında, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'e tokat attığını görür ve ürpererek uyanır. Gördüğü şey kendisini çok korkutur. Hemen bir Şeyh'e koşarak durumu anlatır. Şeyh ona şöyle der: ”Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'in hükümlerinden birini ihlâl etmişsin, bozmuşsun. Yüze tokat vurmak, senin büyük günahlardan birini işlediğini gösterir."

Sâlih kişi bunun üzerine kendi kendine düşünür. Fakat büyük günahlardan herhangi bir haramı işlediğini hatırlayamaz. Çünkü dindar bir kimsedir, üzgün bir şekilde evine döner. Eşi üzüntüsünün sebebini sorunca, ona rüyasını ve Şeyh'in yorumunu anlatır. Kadın bunu duyunca, birden çok şaşırır. Hemen tevbe eder ve der ki: ”Sana inanıyorum. Dostlarından filan kimsenin evine girersem, boş olacağıma dair yemin etmiştin. Bir gün evlerinin önünden geçerken içeri girmem için ısrar ettiler. Ben de utandım ve evlerine girdim. Sana olanları anlatmaktan korktum ve durumu gizledim." Bunun üzerine sâlih kişi tevbe ederek Hakka yakardı. Kadın da tevbe ettikten sonra nikâhını yeniledi.

43 ﴿