7

Yine hatırlayın,

bir zaman Rabbiniz, ortada herhangi bir şüphe kalmayacak şekilde, kesin bir biçimde

size şunu bildirmişti: ya da başka bir yoruma göre, şunu yapacağına kesin olarak söz vermişti ve şöyle buyurmuştu:

'Yemin olsun ki, şükrederseniz, ey İsrail oğulları, eğer düşmanlarınızı yok ettiği ve sizleri kurtardığı için bu ve benzeri nimetlerine karşılık Yüce Allah'a şükürde bulunursanız, daha sonra da imanda kararlılık gösterip salih ve yararlı ameller işlerseniz,

size olan nimetlerimi mutlaka artırırım. Size verdiğim nimetlere nimet katıp sizleri refaha kavuştururum.

Şayet, şükretmeyip

nankörlük ederseniz, nimetlerimi unutup inkâra saparsanız, sizi mutlaka azaplandırırım.

Şüphesiz ki azabını çok şiddetlidir.' Bu son cümle, ikinci şıkkın yani nankörlüğe karşı cezalandırmanın sebebidir. Nankörlüğün cezası, doğrudan doğruya belirtilmemiş, ona işaretle yetinilmiştir. Öte yandan verilecek mükâfatın açıkça belirtilip, tehdide işaretle yetinilmesi geleneği, saygın kişilerin özelliklerindendir. Bu konuda yüceler yücesi Yüce Allah'ın durumunu siz düşününüz. Bu yüzden ”şayet nankörlük ederseniz azabım size dokunacaktır" dememiş, ”şayet nankörlük ederseniz" cümlesinden sonra ”Şüphesiz ki azabım çok şiddetlidir" buyurmakla yetinmiştir. Nitekim: ”Ey Peygamber! Kullarıma Benim, son derece bağışlayıcı ve merhametli olduğumu, azabımın da gerçekten can yakıcı bir azap olduğunu söyle" (Hicr: 49-50) âyetleri de böyledir.

7 ﴿