12Allah'a nasıl güvenmeyelim? Bu hususta herhangi bir özürümüz var mı ki? Herhangi bir bahane ileri sürebilir miyiz? Halbuki O, bizi doğru yolumuza şevketti. Bizim için benimsediği ve gerekli gördüğü din yoluna bizleri yöneltti. Kâfirlerin vereceği işkencelerin, tevekkülü zorlaştıracak duruma gelse bile imanlarından dönmeyeceklerini vurgulayan Peygamberler kâfirlere şöyle seslendiler: Bize verdiğiniz eziyetlere, elbette sabredeceğiz. Canımız ve malımız konusunda bize işkence de etseniz, buna katlanacağız, dayanacağız. Bu yüzden: tevekkül edenler sadece Allah'a tevekkül(de sebat) etsinler.' Buradaki birinci yani bundan önceki âyetteki ”tevekkül", tevekkülün varlığına, ikincisi ise onda sebat edene işaret eder. Dolayısıyla herhangi bir tekrar ve fazlalık sözkonusu değildir. Öte yandan tevekkül; işi, her şeye gücü yetene havale etmek demektir. Bu yüzden mütevekkil, yani tevekkül eden kimse: ”Başına gelen herhagi bir felâketi -Allah'a isyan anlamına gelecek bir şekilde- defetmeye çalışmayan kimsedir." Buna göre herhangi bir sıkıntıya düşüp, başkasına başvuran kimse tevekkül sınırını aşmış olmaz. Çünkü başına gelen felâketi Allah'a isyan gibi bir vasıtayla giderme yoluna başvurmuş sayılmaz. |
﴾ 12 ﴿