22Allah'ın verdiği emir yerine gelince, belirlediği hükümler gerçekleşip hesap olayı bitince, başka bir deyimle, cennetlikler cennete ve cehennemlikler cehenneme girince güçsüzleri ve büyüklük taslayanları aldatan şeytan şöyle der: 'Şüphesiz Allah, size gerçek bir vaadde bulunmuştu. İşte vaadini yerine getirdi. Ben de size, ölümden sonra dirilmenin ve hesaba çekilmenin olmayacağına ilişkin yalan ve geçersiz bir vaadde bulunmuştum. Fakat vaadimi bozdum. Sözümü yerine getirmedim. Aslında vaadi bozmak, gücü yettiği halde verdiği sözü gerçekleştirmemek anlamına gelir. Benim sizin üzerinizde bir nüfuzum yoktur. Ben sizi zorla küfür ve isyana sevketmedim. Fakat sizi, (sapıklığa) çağırdım. Size vesvese vermek ve kendi yolumu süslü göstermek suretiyle sizi kendi yoluma davet ettim. Bana itaat etmeye çağırdım. Siz de bana uydunuz. Kendi isteğinizle gönüllü olarak çağrıma olumlu cevap verdiniz. O halde size, yalan yanlış birtakım vaadlerde bulunduğum için beni kınamayın, Çünkü ben bunun için yaratıldım ve sizin apaçık düşmanınızım. Üstelik düşmanlığım konusunda Yüce Allah sizi uyardı. Öyleyse beni değil, kendi nefsinizi kınayın. Kendi isteğinizle günah yolunu seçtiğiniz ve ona sevgi beslediğiniz için kendinizi suçlaym. Gerçekleri yalanlama konusunda beni onayladınız. Öyleyse kınanma ve azarlanmayı benden fazla siz hakettiniz. Artık ne ben sizi içinde bulunduğunuz azaptan kurtarabilirim, ne de siz beni içinde bulunduğum azaptan kurtarabilirsiniz. Kısacası ilâhî azaptan kurtulma konusunda birbirimize herhangi bir yararımız dokunmaz. Birbirimizin imdadına koşmamız sözkonusu olamaz. Daha önce henüz dünyada iken beni Allah'a ortak koşmanızı, itaat konusunda beni O'na ortak yapmanızı bugün reddediyorum.' Böyle bir şeyi kabullenmiyor, ilgim olmadığını belirtiyor ve böyle bir şeyden nefret ettiğimi ilân ediyorum. Daha sonra Yüce Allah söze şöyle başlıyor: Elbette zalimlere, şeytana ve ona uyan insanlara can yakıcı bir azap vardır. Ardından mü'minlerin durum ve akıbetleri Yüce Allah tarafından şöyle açıklanıyor: |
﴾ 22 ﴿