36

Rabbim! Çünkü onlar yani putlar

(kendilerine tapan) birçok insanın sapmasına sebep oldular. İşte bu yüzden beni ve oğullarımı sözkonusu putların saptırmasından koruman için Sana yalvarıyor, Sana sığınıyorum.

Kim bana uyarsa çağırdığım tevhid ve İslâm inancını benimserse

şüphesiz ki o, bendendir. Benim dinimden ve inancımdan ayrılmama konusunda tıpkı benden bir parça gibidir.

Kim de bana karşı gelirse ve bana uymazsa

şüphesiz ki Sen, af ve merhameti bol olansın. Başlangıçta ya da tevbe etmelerinden sonra Senin, sözkonusu isyancıları affetmeye gücün yeter.

Bu âyetten şirk dahil her türlü günahı affetme ve bağışlama yetkisinin Allah'a mahsus olduğu anlaşılsa da ilâhî tehdit, şirki diğer günahlardan ayırmıştır. Çünkü mevcut sem'î (yani işitmeye dayanan) delilden, şirk günahının affedilmeyeceği anlaşılıyor ki sözkonusu delil de şudur: ”Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulma günahını bağışlamaz." (Nisa: 48,116) Başka bir deyişle, Yüce Allah'ın sözkonusu insanları affetmesi aklen mümkün ise de durum böyledir. Yani kendi hakkı olan cezalandırmadan vazgeçebilirse de deliller. Yüce Allah'ın kendisine ortak koşulma cezasını affetmeyeceğini gösteriyor.

Öte yandan et-Te'vîlâtü'n-Necmiyye adlı eserde buradaki bir inceliğe dikkat çekilmiştir. Şöyle ki: Burada Yüce Allah'a hitaben ”... kim de bana karşı gelirse..." denilmiş, yani kim de Sana karşı gelirse" denilmemiştir. Böylece de Yüce Allah'a karşı gelenin affedilmeyi haketmeyeceği gerçeğine işaret edilmiştir.

36 ﴿