29

Ona şekil verdiğim, onu insan suretinde ve beşer biçiminde şekillendirdiğim

ve ona ruhumdan üflediğim zaman... Burada geçen ”nefh" (üfleme), içerisinde havayı tutmaya ve havayla dolmaya elverişli bir cismin içine hava üflemek ve doldurmak demektir. Bu ifade vücuda hayat vermenin kinayeli yoldan anlatımıdır. Yüce Allah'ın üfürme fiilini kendi zatına izafe etmesi, Âdem'e şekil verme ve onu insan kılığına sokmaya bizzat kendisinin başlamış olmasından dolayıdır. O halde Yüce Allah Âdem'i yaratmış, insan biçimine sokmuş ve mukaddes elleriyle onu düzgün bir şekilde yaratmış, ardından da herhangi bir vasıtayla değil, bizatihi kendisi, kendi izafi ruhundan ona üfürmüştür. Buradaki ”izafi ruh" terimi ile kastedilen, vücut ismiyle anılan Rahmanı nefestir. Buna göre âyetin manası: Âdem'in vücuduna gerekli yetenekleri verip tamamladığımda ve ona ruh verdiğimde ve bu ruhun izleri bütün organlarının boşluklarına kadar ulaştığında ve hisseden, solunum yapan bir hale geldiği zaman

siz hemen onun için Yüce Allah'ın emrine sarılmak, Âdem'e selâm, tazim ve onu şereflendirmek üzere

secdeye kapanın.' Bu emir üzerine melekler, Âdem bir kıble mesabesinde olarak Yüce Allah'a secdeye kapandılar. Zira onda Yüce Allah'ın kudretinin ve hikmetinin acayip tecellileri ortaya çıkmıştı.

29 ﴿