40

Ancak onlardan senin tâatına halis kıldığın ve kendilerini şirkin kirlerinden temizlediğin

ihlâslı kulların müstesna.' Çünkü onlar gerçek tevhid ehli olup, içinde bulundukları duruma basiret gözüyle bakabilen uyanık kimselerdir.

Bir haberde şu ifadeler yeralır: ”İblis Rabbine, Senin izzetine ve celâline yemin ederim ki Âdemoğullarının ruhları bedenlerinde olduğu sürece onları azdırmaya devam edeceğim." Allahü teâlâ da: ”İzzetime ve celâlime Yemin olsun ki onlar Benden istiğfar ettikleri sürece Ben de onları bağışlayacağım," buyurur.

Allahü teâlâ İblis'i, sevimli olan dosttan düşmanı, itaatkârdan itaat etmeyeni kendisi vasıtasıyla ayırmak için yaratmıştır. Allahü Zülcelâl, Peygamberleri de itaatkâr olan kulları onlara uysunlar diye yaratmıştır. İblis'i ise itaatkâr olmayanlar, ardından gitsinler diye yaratmıştır.

İblis cehenneme çağıran bir simsar ve tellâldır. İblis'in malı dünyadır. Bu malını kâfirlere sunduğunda sorulur: Bu malın değeri nedir? İblis, bunun değeri dini terketmektir, der ve dünyayı satın alanlar dinlerini vererek İblis'in malını alırlar. Zahidler ise dünyayı terkederler, ondan yüz çevirirler.

Bir grup insan Ebû Medyen'in huzuruna girerler ve şeytanın vesvesesiyle başa çıkamadıklarından şikayetçi olurlar. Ebû Medyen: ”Şeytan şimdi benim yanımdan çıktı gitti ve sizden şikayetçi oldu. Şeytan bana dedi ki: Arkadaşlarına söyle, benim dünyamı terketsinler ki ben de onlara dinlerini bırakayım dedi," der.

Ahmed b. Hanbel rahimehullah der ki: ”İnsanın düşmanı dörttür: Birincisi dünyadır. Dünyanın silahı halkla bharada bulunmaktır. Bu silâhın panzehiri uzlettir. İkinci düşman şeytandır. Şeytanın silâhı tokluktur. Bu silâhın panzehiri ise açlıktır. Üçüncü düşman nefistir. Silâhı uyku, panzehiri uyumamaktır. Son düşman hevâdır. Bunun silâhı konuşmaktır. Bu silâha karşı çare ise susınaktır."

40 ﴿