42Şüphesiz, imanlarında samimi oldukları ve şeytandan yakalarını kurtardıkları için Yüce Allah'ın nezdinde ağırlanmaya lâyık kullarım üzerinde onların kalpleri üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Herhangi bir tasallutun ve azdırman mümkün değildir. Şeytana sorulur: ”Salih kullarla durumun nasıldır?" O cevap verir: ”Büyük bir okyanusa onu kirletmek için idrarını yapan bir adam durumundayım. Hiç deniz bu adamdan etkilenir mi, ya da güneşin nurunu kendi kendine söndürmeye çalışan bir adama da benzetebilirsin. Sen hiç bu adamdan daha cahilini gördün mü," diye cevap verir. Âlimlerden birine sorarlar: ”Senin, şeytanla mücadelen nasıldır?" Cevap verir: ”Şeytan da kim oluyor? Bizler bütün düşüncemizi Allahü teâlâ'ya çevirmiş bir milletiz. Allah'a dönünce, O'nun dışındakilere hiç ihtiyaç kalmaz." Bundan sonra şu manada bir şiir söylemiştir: Dünya hayatından çekildim sayesinde O'nun Gözüm bakar dünyama, hayatım görmez beni Günlere sor bilmez adım nedir, Bilmez mekânım nedir, neresi eğler beni! Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.' Burada şöyle bir soru insanın aklına takılabilir: Allahü teâlâ İblis'in, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a musallat, olmasına engel olmuş mudur, yoksa olmamış mıdır? Bu soruya bizim cevabımız: Yüce Allah İblis'i Rasûlullah'a musallat kılmıştır. Fakat sonra Peygamberini ondan korumuştur. İşte bu sebeple Rasûlüllah'ın şeytanı onun elinde Müslüman olmuştur. Hazret-i Ali (radıyallahü anh) der ki: ”Bizim namazımızla, Ehl-i Kitabın namazı arasındaki fark şeytanın vesvesesidir. Şeytan, kâfirlerin amellerini bırakmıştır. Zira onlar zaten şeytanın emirlerine uymuşlardır. Herhangi bir kimse kâfir olduğu zaman şeytan: Ben senden uzağım der. Mü'min ise şeytanın emirlerine aykırı davranır. Çünkü şeytanla mücadele, onun isteklerine uymamak suretiyle olur: ”Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur." âyet-i kerimesi bunların hakkında nazil olmuştur. ” |
﴾ 42 ﴿