48

Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek, istemiş oldukları şeyleri asla herhangi bir faaliyet göstermeden elde edeceklerinden dolayı herhangi bir yorgunluk duymayacaklar. Ya da çok güçlü oldukları için bu yorgunluğu hissetmeyecekler.

Ve onlar oradan ebediyyen

çıkarılmayacaklardır. Çünkü bir nimet ebediyyen almıyorsa tam olur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: ”Cennete ilk gireceklerin suretleri ayın dolunay gecesindeki biçimi gibi olacaktır. Onlar oraya asla tükürmezler, burunlarını sümkürmezler ve dışkı çıkarmazlar. Ellerindeki kabları altından, saçlarını taradıkları tarakları altın ve gümüştendir. Buhurdanlıklarında öd ağacı yakılır. Terleri misk kokar, her birinin iki adet zevcesi (eşi) vardır. Güzelliğinden dolayı etlerinin gerisinden, bacaklarının içindeki ilik görülmektedir. Onların arasında hiçbir anlaşmazlık ve karşılıklı kin gütme yoktur. Kalpleri bir kalpmiş gibi uyum içindedir. Sabah ve akşam Allah'ı tespih ederler. ” (3)

Fethu'l-Garîb'de şu satırları görmekteyiz: ”Onlar sabah ve akşam Allah'ı tespih ederler. Cennetin gün ve saat cinsinden vakitleri takdir iledir. Çünkü gün ve saat, gece ve gündüzün farklılığından, güneşin ve ayın hareketlerinden doğmakta ve buna göre takdir olunmaktadır. Oysa cennette bu takdir araçları, gece, ay, güneş yoktur."

Kurtubî der ki: ”Cennetliklerin sözkonusu bu tespihleri herhangi bir mükellefiyetten ve icbardan dolayı değildir. Çünkü cennet mükellefiyet mahalli değildir. Cennet, asıl yapılan amellerin karşılığının alındığı yerdir. Bundan dolayı cennetliklerin tespihi sadece bir ilham ve nasip etmeden kaynaklanmaktadır. Nitekim başka bir rivayette bunu anlıyoruz: ”Cennetliklere tıpkı nefes almaları, insanlara ilham olunduğu gibi tespih, tahmîd ve tekbir getirmeleri de ilham olunur." Buradaki benzerlik noktası şudur: Nasıl ki insanın nefes alıp, solunum yapması şarttır, kaçınılmazdır ve bu solunum yapılırken insan en ufak bir külfet ve meşakkat çekmez, işte cennetliklerin tespih vesaire çekmeleri de böylesine meşakkatsizdir. Bunun sırrı şudur: Cennetliklerin kalpleri Allah'ın marifetiyle nurlannıış, gözleri onu görmek suretiyle nimetlenmiş ve Allah'ın mükemmel nimetleri onları kuşatmıştır. Yüce Allah kendi sevgisiyle onların kalbini doldurmuştur. İşte dilleri de Allah'ı zikirden asla geri durmaz ve O'na şükür eder. İnsan birşeyi sevdi mi onu çok zikreder."

48 ﴿