72

Ey Rasûlüm Muhammed!

Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde oğlanları bırakıp kızlara yönelmeyerek azgınlıkları ve sapıklıkları içinde

bocalıyorlardı. Şaşkınlık ve mücadele içinde bocalayıp dururlar. Böyleleri nasihata nasıl olur da kulak verirler?

Bu âyet-i kerimede Allahü teâlâ Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın hayatına yemin etmektedir. Bu tarz ifadeler meşhurdur ve Cumhur da bu kanaattedir. Aslında Arapçada ”amr", ”umr" kelimeleri aynı anlamdadır ve ömür demektir. Ancak Araplar ömre yemin edilecekse bunun ”amr" şeklinde olanını özellikle kullanmışlardır. Bunu daha kolayım tercih ettikleri için yapmışlardır. Zaten bu amaçtan dolayı amr kelimesinin haberini (yüklemini) hazfetmişlerdir. Cümlenin haziften önceki hali: ”Le amrüke kasemî" demektir.

Yine bu âyette geçen ”ya'mehûn" ifadesiyle ilgili olarak el-Kamus'da denir ki: ”el-ameh", bir kimsenin kendisine doğru yolu gösterecek delili bilmediği için sapıklık içinde bocalaması demektir.

İbn Abbas (radıyallahü anhüma)'nın şöyle dediği rivayet olunur: ”Allahü teâlâ kendi katında Hazret-i Muhammed'den daha şerefli hiçbir nefis yaratmamıştır. Çünkü O'nun Muhammed'den başka hiç kimsenin hayatına yemin ettiğini görmüyoruz."

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de yedi yerde kendi nefsi üzerine yemin etmiştir. Kur'an'daki diğer yeminler O'nun mahlukatı üzerine yapılmış kasemlerdir. Mesela

"İncire, zeytine ... yemin ederim ki" (Tin: 1),

"Saf saf dizilmişlere ... yemin ederim ki" (Saffât: 1),

"Güneşe ... yemin ederim ki" (Şems: 1),

"Kuşluk vaktine ... yemin ederim ki" (Duhâ: 1) vb.

Burada şöyle bir soru insanın aklına gelebilir: Acaba Yüce Allah'ın yemin etmesinin hikmeti nedir? Eğer mü'min için yemin ediyorsa, mü'min zaten sadece haber verilmek suretiyle yeminsiz ifadelere inanmaktadır. Eğer kâfir içinse herhangi bir faydayı zaten vermeyecektir. O halde bu yeminin hikmeti nedir? Bu soruya cevabımız şöyledir: Kur'an-ı Kerim Arapça nazil olmuştur. Arapların âdeti herhangi bir şeyi pekiştirmek istediklerinde yemin etmektir.

Allahü teâlâ'dan başkası adına yemin etmek yasaklandığı halde Yüce Allah'ın, yaratıkları üstüne yemin etmesinin hikmeti nedir diye sorulacak olursa bunun bir kaç yönden açıklaması vardır. Bunlar:

1- Bu kelimelerin başında gizli bir muzaf (tamlanan) vardır. Buna göre ”İncirin Rabbine, güneşin Rabbine ve ömrü bahşeden Rabbe yemin ederim." demek olur.

2- Araplar, üzerine yemin edilen bu nesneleri tazim ederler ve bunlara yemin ederlerdi. Kur'an-ı Kerim de onların gelenek haline getirdikleri bu üslup üzere indiği için bu nesneler üzerine yemin edilmiştir.

3- Yemin, üzerine yemin edilen nesneyi tazim eden ve büyüten neyse onun adına yapılır. Yüce Allah bazen kendi üzerine ve bazen de yarattığı eşyalar üzerine yemin etmiştir. O, yarattığı nesnelerden dilediği şeylerin üzerine yemin etmiştir. Ancak Yüce Allah'ın dışında hiç kimse Allah'tan başkası üzerine yemin edemez. Bu ”imtinân" (minnet altına sokma) yı yasaklamak gibidir. Nitekim Yüce Allah; ”Onlar İslama girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar... Bilesiniz ki sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütuf ta bulunmuştur, (minnet altına sokmuştur.)" (Hucurât: 17) ve yine Allah'tan başkası adına yemin etme yasağı nefsi tezkiye etme ve methetme yasağı kabilindendir. Yüce Allah, kendisi kendi nefsini methetmiştir.

Allahü teâlâ bu âyet-i kerimede ”Hayatın hakkı için" ifadesinde Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın adına yemin etmiştir. Böylece, O'nun kendi katında ne kadar büyük ve mertebesinin yüce olduğunu insanların öğrenmesini murad etmiştir. Yemin, üzerine yemin edilen şeyin ya faziletinden ya da ”İncire, zeytine ... yemin ederim ki" (Tîn: 1,2) âyet-i kerimesinde olduğu gibi bir menfaat ve yararından dolayı edilir. Cahiliyet döneminde babaların ve dedelerin üstüne yemin etmek âdetten idi. Allahü teâlâ, İslâm’ı getirince Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), insanların Allah'tan başkası adına yemin etmelerini yasaklamıştır. Allah'tan başkası üzerine yeminin yasaklanmasının hikmeti şudur: Yemin, üzerine yemin edilen nesnenin ta’zimini gerektirir. Gerçek azamet ise sadece Allahü teâlâ'ya mahsustur. Çünkü Allah'ın üzerinde adına yemin edilecek yüce bir şey yoktur.

72 ﴿