19Yine böylece onları uyandırdık ki, birbirlerine sorsunlar . Onları uzun zaman uyuttuğumuz, elbise ve bedenlerini de yıpranmaktan koruduğumuz gibi, bizim kudretimizin delili olsun diye bu uykudan uyandırdık ki birbirlerine sorsunlar. Böylece de bazı hikmetler açıklığa kavuşmuş olur. ..İçlerinden biri, 'ne kadar kaldınız?' dedi. 'Bir gün, ya da günün bir parçası' dediler. Bu soruyu soran, onların başkanı olan Mekselmina'dır. Cümlenin gelişinden, orada bulunanların durumlarının, normal alışılagelenin dışında olduğu anlaşılmaktadır. Kendilerine sorulan soru da bunun içindir. Bu soruya onların bir kısmının verdikleri cevap ”bir gün, ya da günün bir parçası" şeklindedir. Deniyor ki, o gençler mağaraya girdikleri zaman sabahın erken vakitleri idi. Uyandıklarında ise, günün sonu idi. ”Bir gün kaldık" demeleri de bundandı. Güneşi henüz batmamış görünce de ”ya da günün bir parçası" ifadesini kullanmışlardı. Bu da galip zanna göre verilmiş bir cevaptı. Kendilerine yalan isnadında bulunulmaz. Bu konuda fakir şöyle der : Bu izah daha uygundur. Çünkü ”birinizi şu gümüş para ile şehre gönderin" ifadesinden anlaşılıyor ki, şehre gidip dönünceye kadar bir zaman vardır. Şayet akşam olmuş olsaydı, bu ifade kullanılmazdı. Akşam yaklaşmış olsaydı, şehre gidip dönme imkânı bulunmayacağı için, gönderme olayı gerçekleşmezdi. Çünkü bu arada hayli mesafe vardır. 'Ne kadar kaldığınızı, Rabbiniz daha iyi bilir. Birinizi şu gümüş para ile şehre gönderin. Kentlilerine Allah'ın bazı deliller gösterdiği ya da ilham verdiği bir diğer grup da ”Ne kadar kaldığınızı Rabb’iniz daha iyi bilir.. Orada ne kadar kaklığınızı en iyi bilen Rabb’inizdir. Siz o müddeti bilemezsiniz. Çünkü o müddet, çok uzun bir müddettir ve miktarı da belli değil. Onu ancak Allah bilir" dediler. ”İçinizden biri olan Yemliha'yı şu gümüş para ile çarşıya gönderin" dediler. Bu derinliğini araştı mı anı ak ve kentlilerini ilgilendiren şeye yönelmek için söyledikleri bir sözdür. Âyette geçen ”verik: gümüş para", döküm ya da döküm olmayan bir gümüştür. Arkadaşları bu parayı, çarşıdan günlük yiyeceklerini satın alsın diye ona vermişlerdi. Bu parayı taşımış olmaları, onların tevekkülü bıraktıklarına delil değildir. Bu durum, tevekküle engel olmayıp, tam tersine, salih kimselerin ve kendini Allah'a adayanların yapageldiği şeylerdir. Mütevekkil görünenlerin yaptığı değil. Bu şehrin adı ise Tarsus'tur. Cahiliye döneminde buraya, Efesos denmekte idi. Baksın hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azık getirsin. Fakat çok dikkatli davranıp, sakın sizi birisine sezdirmesin' dediler. Sizden biriniz gidip baksın ve insan hayatını idame ettirecek olan temiz ve helâl olan yiyeceklerin en ucuz ve en temizlerinden getirsin. Tanınmamak için dikkatlice davransın ve onu kimse sezmesin. Eğer şehir halkından bir kimse onun farkına varırsa, haberleriniz şehre yayılır. Onun için, bilmeden sakın bizi ele verecek bir davranışta bulunmasın. |
﴾ 19 ﴿