28

Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Kendine sahip ol ve sabah akşam Allah'a yalvaranlarla birlikte ol. Bütün vakitlerde Allah'a dua etmeye devam et. Ya da sabahları, Allah'tan başarı ve kolaylık; akşamları da O'ndan hatalarının bağışlanmasını dile!

Bu ayetin inişine sebep olan olay şudur: Müslümanların yoksullarından olan: Suhayb, Ammar, Habbab ve diğerleri, Hazret-i Peygamberle birlikte oturup, onun yanında bulunuyorlardı. Kâfirlerin liderleri ise, bunu istemiyorlar ve onların peygamberin yanından uzaklaştırılmalarını istiyorlardı. Diyorlardı ki:

"Şu pis kokulu insanları yanından kovarsan, biz de senin yanına gelir ve seninle otururuz. Biz Müslüman olursak diğer insanlar da Müslüman olurlar. Bizim sana uymamıza onlar engel oluyorlar. Çünkü onlar alçak bir topluluktur." Tıpkı, Nuh peygamber zamanındaki milletin ona: ”Sana bir sürü aşağı kişiler uymuşken biz inanır mıyız" (Şuara: 111) dedikleri gibi.

Allahü teâlâ, kâfirlerden kalabalık bir grubun Müslüman olması pahasına da olsa, Müslüman fakirlerin Hazret-i Peygamber’in yanından uzaklaştırılmasına izin vermemiştir.

Akla şöyle bir soru gelebilir : Daha önemli olan, önemli olana tercih edilebilir. Fakirler kovulmak suretiyle, sadece onların kişilikleri rencide edilirdi. Bu da küçük bir zarardı. Halbuki diğer taraftan, kalabalık bir gurubun kâfir olarak kalmasına meydan verildi. Bu durum daha büyük bir zarar değil midir? Bu soruya şöyle cevap verebiliriz: Fakirlerle birlikte olmaktan çekinerek iman etmeyenin, imanı gerçek iman değildir. Onun ki, olsa olsa çirkin bir nifak olur. Bunlara iltifat etmemek gerekir. Falı redd in Râzî'nin tefsirinde de böyle anlatılır.

Birlikte olacağın o kimseler, dualarıyla sadece Allah'ın rızasını isterler. Dünyadan nimetlerinden hiçbir istekleri ve arzuları yoktur.

Dünya hayatının süsünü isteyerek, gözlerini onlardan çevirme. Gözlerin, onlardan başkasına bakmasın! Bu ifadede, iki göz men edilmiş, o iki gözün sahibi kastedilmiştir. Hazret-i Peygamer’in gözünü başkalarına dikmek suretiyle, o Müslüman fakirlerden yüz çevirmesi yasaklanmıştır. Onların kılık kıyafetlerinin eski olması sebebiyle, kâfir zenginlerin kıyafetlerine tamah edip ve Müslüman fakirleri hor görmesi yasaklanmıştır.

Zünnun şöyle demiştir: ”Allahü teâlâ  Hazret-i Peygamber'e hitap ederek onu uyarmıştır. Demiştir ki: 'Ruhu, canı ve kalbiyle Bizimle olanlarla ol. Onlar, akşam sabah Bizim huzurumuzu terketmeyen kimselerdir. Ey Peygamber! Bizim huzurumuzdan ayrılmayanları koruyup, onları gözetmen gerekir! Onları terketmen gerekmez.'"

Benden bir an bile gözünü ayırmayandan gözünü ayırmaman, onlardan bakışlarını esirgememen gerekir. Bu durum, onların dünyadayken ulaştıkları mükâfatlandır. Ey Rasülüm Muhammed! ”Dünya hayatının süsünü isteyerek" zenginler, eşraf ve dünya ehli olanlarla birlikte olmayı isteme!

Kalbini Bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseyle boyun eğme. Fakir fukarayı kendi bulunduğun topluluktan uzaklaştırmak suretiyle, fıtraten kalbleri beni anmaktan uzak tutulan ve kalpleri tevhide karşı mühürlenmiş olan Kureyş ileri gelenleri gibi kimselerin sözlerine uyma!

Bir kimse, herhangi bir şeyi sevip ondan hoşlanınca, ”zevkine uydu" denir. Bu kelime, hem iyi hem de kötü arzular için kullanılırdı. Fakat daha sonraları, sadece iyi olmayan arzular için kullanılır oldu. Bir kimse yerilmek istendiği zaman, ”falanca kimse nevasına uydu" denilir. Yine bir kimse, kasten sünnetten sapınca, ”falan adam hevâ ehlinden oldu" deriz. Kısacası heva ve nefse uymak: kendi şahsî istek ve arzulan peşinde gitmek suretiyle, Allah'ın istemediği tarafa yönelmek anlamına gelir.

Âyette geçen ”Furut-aşırılık" kelimesinden, zulüm, saldırganlık ve aşırılık anlaşılır. Gerçeklere sırtını çevirmek suretiyle, hakkın ve doğru olanın önüne geçmek de anlaşılır. ”Feresûn furt'un" cümlesi, ”diğer atları geçen at" anlamına gelir.

28 ﴿