44

İşte o durumda yardım, yalnız hak olan Allah'a mahsustur. O, sevapça da hayırlıdır, sonuç bakımından da hayırlıdır. Bu gibi durumlarda yardım, ancak Allahu teâlâ'dan gelir. O'ndan başkasının yardım etmeye gücü yetmez. O, dostlarına hayırlı sonuçlar ihsan eder.

Celâleyn Tefsirinde şöyle denir : ”Sevabı umulanlardan sevap bakımından en faziletlisidir. O'na itaat edene verilen hayırlı netice, başkasına itaat edene verilenden daha hayırlıdır."

Biliniz ki, bu kıssa birçok faydaları kapsar. Onların en büyüğü, tevhid inancına sahip olmanın ve dünya sevgisini terketmenin iki dünyada da kurtuluşu elde etmeye sebep oluşudur. Şirk koşmak ve dünyayı sevmek ise, iki dünyada perişanlığın sebebidir.

Vehb b. Münebbih şöyle rivayet eder : ”İsrail oğullarından bir ilim adamı, yetmiş sandık ilim kitabı toplamış. Her sandık yetmiş arş inmiş. Allahu teâlâ o zamanın peygamberine, o âlime şunu söylemesini vahy etmiş: ”Kat kat biriktirmiş olsan da, sende şu üç özellik bulunduğu müddetçe bu bilgiler sana fayda vermiyecektir. Dünyayı çok sevmen, şeytana uyman ve Müslümanlara eziyet vermen."

Firavun da Mûsâ peygamberin peygamberliğini biliyordu. Fakat dünyayı sevmiş olması ve baş olma sevdası, onun Mûsa'ya uymasına engel olmuştu. Dolayısıyla onun sadece bilmesi onu kurtaramadı. İblis’in Âdem peygamberi bilmiş olması da böyledir. Yahudiler de Hazret-i Peygamberi bilip tanıyorlardı. Fakat onların bu sadece bilmeleri kendilerini mutlu etmeye yetmedi. Hayırlı sonuçları elde edemediler. Dinlemiş oldukları öğütle amel etmiş olsalardı, kurtulurlardı.

44 ﴿