48Ve hepsi, sıra halinde senin Rabbine sunulmuşlardır. Kıyamet gününde hasrolunan bütün yaratıklar, kararlan verilmek ve hesabı görülmek üzere sıralar halinde Rabbine sunulmuşlardır. Bu âyetteki ”saf kelimesi tekil olarak getirilmiş, çoğul kastedilmiştir. ”...Sonra sizi çocuk(lar) olarak çıkarırız..." (Mü'min: 67) âyetinde de bu şekildedir. Onlar peş peşe dizilmiş bir halde Rabbinin huzuruna çıkarılmışlardır. Birbirine karışık ve dağınık bir halde değillerdir. Onların bu durumları, haklarında istediği kararı vermesi için, padişahın huzuruna çıkarılan orduya benzetilmiştir. Orada onlara: 'Yemin olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi Bize geldiniz. denmiştir. Sizi ilk defa yaratmış olduğumuz zamandaki durumunuzla, yani çırılçıplak, yalınayak ve çoluk çocuklarınız olmadan Bize geldiniz. Hazret-i Âişe (radıyallahü anh) validemiz Peygamber efendimize : "Ey Allah'ın Rasulü! İnsanlar kıyamet gününde nasıl haşrolunurlar?" diye sorduğunu, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in de : ”Yalınayak, çırılçıplak ve sünnetsiz olarak" cevap verdiğini biliyoruz. Bu cevap üzerine Hazret-i Âişe : ”Erkek ve kadınların hepsi birbirlerine bakar bir halde mi?" diye sorar. Hazret-i Peygamber ise: ”Durum, onunla ilgilenmekten daha çetindir" cevabını verir. Bir başka rivayette ise: ”Durum, birbirlerine bakmaktan daha önemlidir" şeklindedir. (6) Oysa size vadedilenlerin gerçekleşeceği bir zaman tayin etmediğimizi sanmıştınız (değil mi?)' Ey öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirler! Siz dünyadayken, size vaadettiklerimin gerçekleşmiyeceğini mi sandınız? Size peygamberleriniz aracılığı ile, öldükten sonra dirilip hesap vereceğinizi bildirmiştim. Ayette, onları şiddetli bir biçimde kınama ve uyarma vardır. Yine âyet, Allahü teâlâ 'nın kudret ve azametine işaret ederek, O'nun kahr, celâl sıfatlarını ve adaletinin eserlerini belirtiyor. Ta ki, uyumakta olanlar gaflet uykularından uyansın, gafil olanlar da bu şiddetli günden kurtulmak için sebeplere sarılarak hazırlansınlar. Allahü teâlâ 'nın hitabı ve cevabı için gizli ve açık durumlarını düzeltsinler. Çünkü, dönüp varılacak olan O'dur. Allah'ın huzuruna çıkış, en büyük huzura çıkıştır. Padişahın huzuruna çıkmaya hiç benzemez. Utbetü'l-Havas şöyle bir olay anlatır : Utbetu'l-ğulâm bir gece benim yanımda kaldı, bayılıncaya kadar ağladı. ”Seni ağlatan nedir?" diye sorduğumda şu cevabı .erdi : ”Sevenlerden ayrılıp, Allah'ın huzuruna varışı hatırladım." Mervan Halifelerinin yedincisi olan, Süleyman b. Abdülmclik, Ebu Hâzıın'a şöyle der : ”Neden bizler, dünyayı sevip âhiretten kaçınıyoruz?" Şu cevabı verdi: ”Çünkü sizler, dünyayı imar, âhireti harâb ettiniz. İmar edilen bir yerden, harap olan bir yere gitmek istemezsiniz de ondan." Bu cevap üzerine halife: ”Doğru söylüyorsun, keşke yarın Allah katında durumum ne olacak bilebilseydinı!" der. ”Eğer bunu öğrenmek istersen. Allah'ın kitabına bakı ver." Ebu Hazım onu nerede bulabilirim?" sorusuna da şu âyetleri okuyarak cevap verir: ”iyi kimseler Namı Cennetlcrindedirler. Kötüler ise ateştedirler." (İnfitar: 13-14) Halife tekrar sorar: ”Allah'ın huzuruna çıkış nasıl olacak?" Ebu Hazım bu soruya da şu cevabı verir: ”İyiler, kaybolup da ailelerine kavuşan kimseler gibi neşelidirler. Kötüler ise, kaçtıktan sonra yakalanmış olarak efendisinin huzuruna çıkarılan köle gibidir." Bu cevap üzerine halife, gözyaşı dökerek ağlar. |
﴾ 48 ﴿