49Kitap da ortaya konmuştur. Suçluların, onun içindekilerden korktuklarını ve şöyle dediklerini görürsün. ”Kitap da ortaya konmuştur" ifadesinden kasıt, yapılan amellerin yazılı olduğu amel defterleri, kişilerin sağ tarafına yahut da, onların ölçüleceği teraziye konulmuş olmasıdır. Bu ameller ortaya konunca, günahlar ortaya çıkacağından dolayı, günahkâr kimseler korkacaklardır. Kitabın kabarıklığını görünce şaşkınlıkla, kendilerini helak eden şeyleri çağıracaklar ve şöyle diyeceklerdir : 'Vay hâlimize! Ey bizi helak edenler! Geliniz, bu zaman sizin zamanınızdır. Bu kitaba da ne oluyor! Küçük büyük hiçbir şey bırakmayıp, işlediklerimizin hepsini sayıp dökmüş.'“Bu kitaba da ne oluyor?" cümlesinde lâm harfi ayrı olarak, özel bir biçimde yazılmıştır. Bekâî, bunun, onların korku ve sıkıntılarına işaret olduğunu söyler. Âyetteki küçük günahlar, büyük günahların yanlarındaki zellelerdir. Said b. Cübeyr’in ifadesine göre, âyette geçen ”küçük"ten kasıt, dokunma, ”hüyük'len kasıt ise zinadır. Hadiste ise şöyle buyurulur : ”Küçümsenilen günahlardan sakının! Bu günahlar, bir vadinin ortasına konaklayan bir topluluğa benzer; birisi bir odun, bir başkası da bir odun getirip, böylece ekmeklerini pişirirler." (7) Yaptıklarını hazır olarak bulmuşlardır. Dünyadayken yaptıkları kötülükleri, ya da yaptıkları kötülüklerin karşılıklarını, amel defterlerine işlenmiş bir şekilde karşılarında bulmuşlardır. Rabbin kimseye haksızlık etmez. Rabbin, kimsenin yapmadığı şeyi yazmaz ve ameline uygun olan azabı artırmaz. Te'vilât adlı eserde şunlar anlatılır : ”Ruh sayfalarındaki ışık fazla ise, o kimse cennetliktir. Oradaki karanlık fazla ise, o kimse de perişan olmuştur. İşığı karanlığına karışmamış olan kimseler ise, yüksek mertebe ve üstün derece sahipleridir. Bunlar. Allahu teâlâ'nın huzurunda, sulk sandalyesinde otururlar." Senin yapman gereken şey, iyiliklere sımsıkı sarılmak ve kötülüklerden de sakınmaktır. Çünkü herkes, yapmış olduğu amellerinin ağacının meyvesini bulacaktır. Hazret-i Âişe (radıyallahü anh), bir gün ağacın altında otururken, eli kapalı birkaçtın kendisine gelir. Hazret-i Âişe, elini niçin ortaya çıkarmadığını sorar. Kadın şunları anlatır : ”Sorma ey mü’minlerin annesi! Benim annem ve babam, vardı. Babam sadaka vermeyi çok sever, annem, ise hiç sevmezdi. .Annemin bir parça basit iç yağından, başka hiçbir sadaka verdiğini gönn emiştim. Öldüklerinde, rüyamda kıyametin koptuğunu gördüm. Annemi, ayakta dikilmiş bir durumda, o iç yağını yalarken gördüm.'Susadım!' diye bağırıyordu. Babamı ise, havuzun, kenarında su içerken gördüm. Babamın, dünya hayatında su vermekten daha çok sevdiği bir sadaka yoktu. Bir bardak su alıp anneme verdim. ”Ona su verenin eli kumsun" diye bir ses duyuldu. Rüyadan ayıklığımda, elim kurumuştu." (8) |
﴾ 49 ﴿