50Meleklere: 'Âdem'e secde edin!' demiştik. İblis hariç hepsi hemen secde etti. Meleklere. Âdem'e secde edin dediğimizi hatırla! Buradaki ”secde"den maksat, onu selâmlamak ve onu değerli bilmektir. Yoksa ibadet etme secdesi değildir. Bu secde, geçmiş milletler zamanında meşrû-yasal iken. İslâm tarafından meşruluktan-yasal olmaktan çıkarıldı." İblis hariç, hepsi Hazret-i Âdem'e secde etti. O ise, böbürlenip diretti ve secde etmedi. Burada ”neden secde etmedi?" gibi bir soruya cevap verilmiş gibi bir durum var. Nihayet sorunun cevabı geliyor : O cinlerdendi. Onun aslı, ateşten, yaratılmış bir cindi. Meleklerden değildi. Burada ki muttasıl istisna sahihtir. (9) Çünkü, İblis de onlarla beraber secde etmekle emrolunmuştur. Daha sonra ise, onlardan birisi istisna edildiği gibi o istisna edilmiştir. Tıpkı : ”...Falan kadın hariç hepsi çıktılar" sözünde olduğu gibi. Burada hariç olan kişi, erkekler arasında bulunan bir kadındır. Bir görüşe göre, ”O cinlerdendi" cümlesinden kasıt, onun ilk cin olduğuna işarettir. Cinler ondandır. Hazret-i Âdem’in ins'den olduğu gibi. Çünkü Hazret-i Âdem, insanların ilkidir. Bir başka görüşe göre ise, Allahu teâlâ'nın Âdem'den önce yaratıp, yeryüzüne gönderdiği bir halk vardı. O halkın adı cindi. İblis de onların kalanlarından birisiydi. Onlar kan dökmüşler, melekler de onlarla savaşmıştı. Bağavi şöyle der: ”Onun Süryanicedeki adı Azâzîl, Arapçadaki adı ise Hâris'ti. İsyan edince, adı ve şekli değiştirildi, kendisine ”İblis" dendi. Çünkü o, rahmetten ümit kesmiştir. Bu gibi durumlardan Allah'a sığınırız." İblis denen o cin. Rabbinin emrinden çıktı. Allah'a itaat etmekten kaçındı. Gerçekten de öyle olmuştu. Allahu teâlâ, emrine uymamayı, ”emrinden çıktı" ifadesiyle anlatmıştır. Bundan maksadın, emredilen secdeyi yerine getirmemek olması da caizdir. Ayrıca, âyette geçen ”fâ" harfi sebep bildirir. Atıf harfi değildir. Yani, İblisin Allah'ın, emrinden çıkmasının sebebi, onun cinlerden oluşudur. Melek olmuş olsaydı, Allah'ın emri dışına çıkmazdı. Çünkü, insanlar ve cinler değil, sadece melekler hata yapmaktan korunmuşlardır. Şimdi sizler, Ben’i bırakıp da, onu ve onun neslini dostlar mı ediniyorsunuz? Ayette geçen soru, inkâr ve hayret içindir. ”Zürriyet-nesil" kelimesi de mecaz olarak kullanılmış olup, onun çocukları ve yandaşlarıdır. Yani ey Âtlemoğullan! Siz bu işi bildiğiniz halde, İblise uyarak yoldan çıkıyor ve Beni bırakıp da onun zürriyetini dostlar mı ediniyorsunuz? Bana itaat etmeniz gerekirken, başkalarına itaat ediyorsunuz. Sizin bu haliniz, yani Beni bırakıp da başkalarını dostlar edinmeniz, çok kötü bir iştir. Gerçekten de hayret edilecek bir iştir. Oysa onlar sizin düşmanlarmızdır. Bu, zâlimler için ne kötü bir değişmedir! Halbuki İblis ve onun yandaşları, sizin düşmanlarmızdır. Sizin onlara dost değil, düşman olmanız gerekir. Allahu teâlâ'yı dost edinmeyi bir kenara bırakmak suretiyle, İblisi ve yandaşlarını dostlar edindiniz. Burada yapmış olduğunuz değ işti nue, ne kötü bir haksızlıktır. |
﴾ 50 ﴿