102Kâfirler, Beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Yüceliğime rağmen Beni inkâr ettiler de, buna karşılık olarak Benim kullarım olan Melekleri, İsa'yı ve Uzeyr’i dost edindiklerini mi sandılar? Bunlar da Benim hakimiyetim altındadır ve benim varlıklarımdır. İnkâr edenler benden vazgeçerek bana ibadeti nasıl terkettiler? Onları, edindikleri dostlarını mabutları sanıp kendilerine yardım ettiklerine inanırlar. Biz, cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazırladık. Biz, yukarda anlatılan kâfirlere, konak olarak cehennemi hazırladık. Âyette geçen ”nüzül-konak" kelimesi, yolcu ve misafirler için hazırlanmış olan yer demektir. Kelimenin anlamı bu olunca, âyeti şöyle anlamak gerekir. ”Cehennemi, inkarcılara, misafire hazırlanan konak yeri gibi hazırladık." Bu ifadede, onlar alaya alınmıştır. Tıpkı ”Onlara acıklı azabı müjdele!" (Al-i İmrân: 21, Tevbe: 34, İnşikâk: 24) âyetlerinde olduğu gibi. Bu ifadeler, inkâr edenlere, cehennemin ötesinde de bazı azapların olduğunu ima etmektedir ki, onların bir benzeri de yoktur. Onlardan birisi de, Allahu teâlâ'yı gönne nimetinden mahrum bırakılmalarıdır. Bu konuda Allahu teâlâ şöyle buyurur: ”Hayır! Şüphesiz o gün onlar, Rablerini görmekten mahrum bırakılmışlardır. Sonra onlar, cehenneme girerler. ” (Mutaffifîn, 15-16) Bu âyette cehenneme girme olayı, ikinci derecede bir dumm olarak zikredilmiştir. Önce Allah'ı görmekten mahrumiyet zikredilmiş, sonra da cehennem belirtilmiştir. İbni Abbas konak kelimesini, ”inme ve dönüş yeri" olarak yorumlamıştır. Âyette işaret edildiğine göre, Allah'ı sevdiğini ve O'nun dostluğunu iddia eden kimse, O'ndan başkasını dost eclinmemelidir. Çünkü, Hakkin dostluğu ile halkın dostluğu bir arada bulunamaz. Allah'a olan dostluk nimetini inkâr ederek, O'ndan başkalarını dost edinenlerin yeri cehennemdir. Allah sevgisi, bütün hayırların etrafında döndüğü bir kutuptur. Bütün kerametleri bir araya getiren bir köktür. Allah sevgisinin belirtisi, emir ve yasakların gereğini yerine gerinmektir. Büyüklerden birisi şöyle der : ”O'nun emirlerini terketlerken veya yasaklarını yaparken, Allahu teâlâ'nın seni görmesinden sakın! O'nu tenzih et ve O'nu yücelt!" İnkâr edenler, bütün günlerini inkâr ve günahla boşa harcarlar. Olmayan şeye, her şeyi bilen ve mülkün sahibi olan Allah'tan başkasına tapınırlar. Dünya hayatlarında, hayvanlar gibi yerler ve içerler. Dolayısıyle Allahu teâlâ'nın onları, konak olarak cehenneme koymasında bir sakınca yoktur. Ne kötü yerdir orası! Mü'minler ise, ibâdet ve itaat etmek suretiyle Allah yolunda çalışırlar. Riyâzât ve mücahedat ile meşgul olurlar. Hiçbir zaman, gerçek varlık olan Allah'tan başkasına kulluk etmezler. Allahu teâlâ'nın bu kullara da, yüksek dereceler ihsan etmesinde bir engel yoktur. Kurtuluş, ancak dereceleri yücelten yüce Allah'a yönelmekle olur. |
﴾ 102 ﴿