4

Demişti ki: 'Rabbim! Gerçekten kemiklerim gevşedi, saçlarım ağardı. Gevşemek, kemiklere nisbet edildi. Zira kemikler beden binasının direği mesabesindedir: Seit olmasına ve işten az etkilenmesine rağmen kemiğe gevşeklik isabet ederse, vücudun diğer kısımlarına da elbette isabet eder.

Baş, ihtiyarlık aleviyle tutuştu. Beyazlık bütün saçları kapladığı için mübalâğa tarzında, beyazlık ateşin alevine benzetildi. Yani, başımda siyah namına bir şey kalmadı. Başım, ihtiyarlığın bembeyaz aleviyle tutuştu.

Rabbim! Sana yalvarmakla hiç bedbaht olmadım. Bu uzun hayatım boyunca hiçbir zaman sana ettiğim duada eli boş kalmadım. Aksine her istediğimi verdin. Bu isteme tarzı, her duada daha önceki ikramları öne sürerek, onları vasıta yaparak isteme şeklidir. Madem ki Cenab-ı Hak, uzun müddet kulunu almaya alıştırdı. Öyle ise onu ebediyyen mahrum etmeyecektir. Özellikle de şiddetli fakirlik ve zorluk anlarında...

Anlatıldı ki; fakirin biri bir adama şöyle dedi: ”Ben filan zamanda ihsanda bulunduğun kişiyim." O da: ”Bize, bizimle müracaat eden kişi merhaba!" dedi ve ihtiyacını giderdi. Muhtaç adam ona sanki şöyle diyordu: ”Ben ruhen ve bedenen güçlü iken beni geri çevirmedin. Beni almaya alıştırdıktan ve iyice faki deştikten sonra geri çevirirsen gönlüm büsbütün kırılır, mahvolurum."

4 ﴿