30İnkâr edenler, göklerle yer bitişik ve yapışık halde iken... Aralarında bir boşluk ve açıklık yoktu. ”Ratk" bir şeyin bir şeye eklenip kaynaşarak bitişmesi demektir. Bizim onları birbirinden ayırdığımızı (5) ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmediler mi? Buradaki soru rü'yetin nefyini inkâr içindir. Mana şudur: O inkarcılar düşünmediler mi, bilginlerden sormadılar mı, kitaplan mütâlea etmediler mi ve bilmediler mi? Bilinen her canlıyı, canlı olan her şeyin başlangıcım suyun cinsinden meydana getirdik ki, bu da nutfedir. Nitekim Allah, şöyle buyurdu: ”Allah her canlıyı sudan yaram." (Nur: 45) yani canlılardan her ferdi, belirli bir nutfeden yaratmıştır ki, o da babasının kendisine özel nutfesidir. Ya da, canlıların çeşitlerinden her bir çeşidi, suyun çeşitlerinin birinden yarattı. Bazıları da bitki ve ağaç, su ile yetiştikleri için bu âyete girer dediler. Su, yer yüzünün çevresini kuşatan akıcı bir cisimdir. Hayat, bitki ve hayvanda mevcut olan, büyüme ve artma kuvvetine de denir. Nitekim âyette: ”Yer yüzünü ölümünden sonra diriltir, canlandırır" buyrulmuştur. (Hadid: 17) Hâlâ inanmıyorlar mı? Yani, hâlâ Allah'ın kudretim tasdik etmiyorlar mı? Burada Allah ”her canlıyı sudan yarattık" âyetiyle insan, hayvan ve bitki gibi canlılardan hayat sahibi olan her şeyin hayatını; canlı yaratıkların hepsinin aslı olan sudan yarattığına işaret etmektedir. Kendisinde hayat bulunan bu varlıkların hepsi, yetişmesinde ve devamında suya muhtaçdır. Hayvanlar ve canlılar da böyledir. Nitekim Allah şöyle buyurur: ”Ve Allah her canlıyı sudan yarattı." (Nur: 45) Bunların hepsi, ruhların şehadetiyle, tanıklığıyladır. Bil ki, âyetleri, delilleri görmekten maksat, onları görmekten, onları yaratanı kalb gözüyle görmeye intikaldir. Bu da imanın hakikatidir. Hikâye edilir ki: Bir gün Hazret-i Ali, minbere çıkarak dedi ki: ”Ne isterseniz sorun. Çünkü göğsümde çok ilim var. İşte Rasûlüllahın mübarek tükrüğü ağzımda." Mecliste Yemenli bir kişi vardı. Hazret-i Ali için dedi ki: ”Bu adam büyük bir iddiada bulundu, bense bunu mat edeceğim." Yerinden kalkarak dedi ki: ”Sorayım mı?" Hazret-i Ali de: ”Mat etmek için değil, öğrenmek ve anlamak için sor." dedi. Yemenli dedi ki: ”Beni sormaya sen sürükledin, zorladm. Rabbini gördün mü ey Ali?" Hazret-i Ali: ”Göımediğim bir rabbe ibadet etmem" Görüldüğü gibi Tabiat ilimlerindeki gelişmeler, bu âyetin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmuştur. Nitekim, bazı ilim adamlarına göre uzaydaki cisimler, .vaktiyle bir gaz kütlesi halinde idi. Zamanla, bu gaz kütlesinden küreler halinde parçalar kopmuş ve uzay boşluğuna fırlamıştır. Aynı şekilde, dünyamız da, bir gaz kütlesi olan güneşlen kopmuş ve zaman içinde soğuyarak kabuk bağlamıştır. Bu arada, dünyamızdan yükselen gazlar ve buharlar, yoğunlaşarak yağmur şeklinde tekrar dünyaya, dökülmüş ve böylece denizler ve okyanuslar meydana gelmiş suda yosunlaşma ile başlayan canlılar, ilâhî kanunlara göre gelişmiştir. Allah en mükemmel canlı türü olarak da yine içinde suyun bulunduğu özel bir çamurdan insanı yaratmıştır. (Naşir) dedi. Yemenli: ”Nasıl gördün?" dedi. Hazret-i Ali: ”Gözler O'nu bizzat kendisine has olan gönne duyusu ile gön nem iştir. Ancak O'nu imanın hakikatiyle kalpler görmüştür. Rabbim birdir ortağı yoktur, birdir ikincisi yoktur, tekdir benzeri yoktur. Hislerle idrak edilmez, kıyasla da mukayese olunmaz" dedi. O anda Yemenli, bu cevabın dehşetinden bayılarak düştü. Aydınca: ”Hiçbir kimseye mat etmek maksadıyla som soımamaya Allah'a söz verdim," dedi. |
﴾ 30 ﴿