34Biz, senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, Yani, ey Muhammed! Senden önce insanlardan hiçbir kimseyi dünyada ebedî kılmadık. Sonsuzlaştı imaya kadir isek de hiçbir insanı dünyada ölümsüz kılmak bizim kanunlarımızda yoktur. Bu itibarla ölüme hedef olmayan hiçbir kimse yoktur. Durum böyle olunca, şimdi sen ölürsün de onlar dünyada bakî kalır mı? Hayır! Sen de onlar da öleceksiniz. Allah şöyle buyurur: ”Şüphesiz ki sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir." (Zümer: 30) Buradaki soru hemzesi ”mitte" kelimesine dahil olmuş ise de mana itibariyle ”hulûd" kelimesine dahildir. Buna göre âyetin manası: ”Sen öldüğün zaman bu müşrikler, senin ölümüne gülmek için, baki mi kalacaklar?" demek olur. Şâir şöyle demiştir: Bizim başımıza gelen musibetlere gülenlere: ”Ayılınız, kendinize geliniz" de. Çünkü bizim başımıza gelen musibetlerle onlar da karşılaşacaktır. Müstedrek'te şöyle rivayet edilmiştir: ”Peygamberimizin vefatında melekler şöyle taziye etmişlerdir: ”Esselâmü al ey küm ve rahmetullahi ve berekâtühû. Kulun uğradığı her musibette Allah, katında bir teselli vardır ve kaçırdığı her nimetin yerine bir bedel vardır. Ancak Allah'a güvenin, rahmetini bekleyin. Esas mahrum, sevaptan mahrum olandır. Vesselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû." Yine Peygamberimizin vefatında kır sakallı, boylu boslu bir kimse sahabenin yanına girmek için omuzlarına basarak ilerledi ve ağladı. Daha sonra sahabeye dönerek şöyle dedi: ”Allah katında her musibet için bir teseilî vardır. Her elden kaçanın yerine bir bedel vardır. Her yok olanın yerini tutacak bir halef vardır. Onun için Allah'a dönün, Allah'ı isteyin! Belâda onun nazarı, sizin üzerinizedir. İyi bakın, gerçek belâya uğrayan, başına gelen musibetler telâfi edilmeyendir" dedi, ayrıldı. Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ali: ”Belki bu Hızır aleyhisselâmdır," dediler. |
﴾ 34 ﴿